Bir Psikiyatristin Günlüğü

Psych-Istanbul, Cinema-Philia, Tiyatroseverler ve Hayata Dair Ayrıntılar…

"Ahmet BEŞKARDEŞ" tarafından yazılmış yazıları görüntülüyorsunuz

Kozmik patates erotik domates-YILMAZ ÖZDİL,Hürriyet

Bütün sorunları hallettiler ya…

Sıra yemekleri düzeltmeye geldi.

*

Geleneksel lezzetlerin korunması için kanun tasarısı hazırlamış arkadaşlar… Bundan böyle isimleri “genel ahlaka aykırı olmayacak”mış.

*

E aşçıyı suikastçı diye yakalarsan,
şıllık tatlısına orospu muamelesi
yapman da gayet normal tabii.

*

Kadınbudu köfte mesela…

Selülitsiz olanı makbul.

Dilberdudağı ki…

Şahsen dudak tiryakisiyim.

Yengen var…

Behlül’ün en sevdiği yemek.

Oturtma’ya hiç girmeyeyim.

*

Hanımgöbeği; piercingli.

Tadı damağında kalır…

Sütlü Nuriye, ban ban ye.

*

Yemeği yemek yapan salça.

Sen kafayı kırdıysan…

Karpuz bile kalça.

*

Veya, mercimek…

Siz bakmayın masum masum oturduğuna, ver bak fırına neler oluyor!

*

Sanırım bu nedenle “Aile salonumuz üst kattadır” yazar lokantalarımızda… Çünkü, alt katta, domalan mantarı,
koç yumurtası, vezirparmağı,
kolböreği filan, gırla.

*

Ve, hadi diyelim, kerane tatlısı adaba mugayirdir… Manisa Milletvekili Bülent Arınç, neden mesir macunu dağıtıyor her “mart” ayında? Kedi midir ahali?

*

Madem edepsizliktir nimet üzerine yapılan belden aşağı espriler, koskoca devletin fındığı gösterip, aganigi naganigi diye reklam yapması nedir?

*

“Tek parti” olsun.

“Tek adam” yönetsin.

“Tek tip” düşünülsün.

Bunu istiyorsun ama…

İstediğin kadar yoğur.

Bin yıllık mutfak bu kardeşim…

“Terbiyeli köfte”den ibaret değildir!

İngiltere’de 2010 yurt dışı tur rezervasyonlarında Türkiye, İspanya’yı geride bırakarak ilk sırada yer aldı.

Daily Mail gazetesi, tur operatörlerinin kriz ortamında tatilcileri çekmek için fiyatlarını düşürdüğünü duyurduğu haberinde “Türkiye, tatil patlamasına doğru” derken Gazete, “Tur operatörlerinin son verilerine göre tatil rezervasyonları için en yoğun dönemi başlarken Türkiye, 2010 yılı tatilleri için en popüler destinasyon olarak ortaya çıkıyor” diye yazdı.

Türkiye’deki tatil destinasyonlarının, “2010 favorileri” olarak geleneksel İspanyol tatil yerlerini geride bıraktığı”nı belirten gazete, Dalaman’a yönelik rezervasyonların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 arttığına dikkat çekti.

Gazeteye göre, 2010 yılının ilk 10 tatil destinasyonu listesinin başında Bodrum bulunuyor. Bunun ardından Yunanistan’ın Girit adası ve Mısır’ın Şarm El Şeyh limanı geliyor

Elma suyu ve elma özlerinin içerdiği bazı özel bileşenler kötü kolesterol olarak bilinen LDL-kolesterolün oksidasyonunu engelliyor.

 Uzmanlar elma ve elma suyunun sağlıklı beslenmede önemli rolü olduğunu vurguluyor. Elma suyu ve elma özlerinin içerdiği bazı özel bileşenlerin kötü kolesterol olarak bilinen LDL-kolesterolün oksidasyonunu engellediği ve böylece damarlara zarar vermesini önlediği belirtiliyor.

Elma suyu, antioksidan etkisi en fazla olan meyve sularından biri. ‘Quercetin’ adlı güçlü bir antioksidan içeren elma suyu, sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Kötü kolesterolün oksidasyonunu önlemenin yanı sıra, vücudunuzu ultraviyole ışınları, yanıklar ve sigara gibi birçok çevresel faktörün oluşturduğu zararlardan arındırıyor.
 

Antioksidan etkisi var

Vücudumuzda enerji üreten tüm hücreler düzenli olarak oksijene ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle oksijen yaşamın temelini oluşturuyor. Diğer yandan oksijen vücut hücrelerinde yandığında, serbest radikaller veya oksijen içeren son ürünler oluşuyor.

Antioksidanlar vücudumuzdaki vücut hücrelerinde, dokularda ve hücre çoğalmasını kontrol eden DNA’nın yapısında hasara neden olan serbest radikallere karşı savaşıyorlar. Bunların dışında ultraviyole ışınları, yanıklar ve sigara gibi çevresel faktörler de serbest radikal oluşumuna neden oluyor.

Serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarı kanser, kalp ve damar hastalıkları, katarakt, artritler ve yaşla birlikte gelen diğer bozukluklar gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu sorunlarla karşılaşmamak için erken yaşlardan başlayarak sağlıklı beslenmek önem taşıyor.

Elma suyu, içeriğindeki en fazla antioksidan kapasiteye sahip ‘Quercetin’ nedeniyle bu sorunlara karşı savaşta, sofradan eksik edilmemesi gereken bir yardımcı.

ABD’deki iş bulma portallarından Careercast.com’un araştırmasına göre herkesin hayalini süslemese de “az stres-iyi kazanç” getirmesi nedeniyle 2010’un yapılabilecek en iyi mesleği “sigorta uzmanlığı.”

 Geçen yıl tüm dünyada kendini hissettiren ekonomik krizle birlikte işten çıkarma, iflas ve daralma paketleri gibi terimler daha fazla kullanılmaya başlandı. Böyle bir ortamda yeni bir iş bulmak ise neredeyse kabus haline dönüştü. Nitekim, geçen yıl birçok kişinin en büyük korkusu, yeni bir iş bulmak zorunda kalmak oldu. ABD’deki iş bulma portallarından Careercast.com da 200 iş kolu üzerinde yaptığı araştırmayla iş bulma hayallerini bu yıla saklayanlar için, “2010’un en iyi ve en kötü” mesleklerini belirledi.

Ancak bu listede, genellikle “en iyiler” listesinde görmeye alışık olunan “hayalleri süsleyici” meslekler yer almıyor. İnternet sitesi de araştırmasıyla ilgili açıklamasında, birçok kişi için ulaşılması zor “yıldız yaratan ve milyonlar kazandıran” meslekleri sıralamak yerine, hem geniş kesime hitap eden hem de sağlığı riske atmayan, düşük stresli, hoş çalışma ortamlı, düzenli gelir sağlayıcı ve güçlü büyüme potansiyeli olan mesleklere yer verdiklerini belirtiyor.

Sitenin, “ekmeğin aslanın midesinde” olduğu gerçeğinden hareketle stres, çalışma ortamı, fiziksel güç, gelir ve istihdam durumuna göre belirlediği bu yılın seçilebilecek en iyi mesleği “sigorta uzmanlığı.” Bu iş kolu, düşük fiziksel güç istemesi, az gerilimli bir meslek olması, güzel çalışma ortamı sunması ve iş kolları arasında güçlü performans göstermesi nedeniyle birinci sırayı alıyor. Sigorta uzmanlarının ABD’de yıllık ortalama gelirinin 85 bin dolar olduğu ifade ediliyor.

“Yazılım mühendisliği” ise 200 meslek arasında en iyi istihdam oranına sahip olduğu için 2010’da yapılabilecek en iyi ikinci meslek. Yine stres, çalışma ortamı ve fiziksel güç kullanımında çalışanın hayatını zorlamayacak bir meslek olan yazılım mühendisliği, aynı zamanda son yılların dikkat çeken işleri arasında yer alıyor. Bu meslekte de ABD’de yıllık ortalama gelir 85 bin dolar civarında.

Bilgisayar çağında bulunulması nedeniyle yıllık ortalama kazancı 76 bin dolar olan “Bilgisayar Sistem Analistliği” de işten keyif alma yönünden 2010’da seçilebilecek meslekler arasında üçüncü sırayı alıyor.

Bunun yanında, küresel ısınmadan dolayı tehlikelerle karşı karşıya kalan doğayla iç içe olmayı sağlayan mesleklerden biyologluk listede 4. sırada bulunuyor.
Ayrıca, siteye göre bu yıl tarihçilerin yılı olabilir. Bu meslek, rakamlarla iç içe olmayı sevmeyenler ve dünyanın geçmişini merak edenler için 2010 yılının önerilen meslekleri arasında.

Listede, 2010 yılının diğer en güzel meslekleri ise matematikçilik, avukat asistanlığı, istatistikçilik, muhasebecilik, dişçilerde hijyen uzmanlığı.
 

“En kötü” işler en çok yoran işler

Site, yorucu çalışma saatleri, sağlığı olumsuz etkilemesi ve iş ortamlarının kötü koşulları gibi nedenlere dayanarak 2010 yılının “en kötü” mesleklerini de belirledi. Listenin başında ise özellikle kol gücüne dayanan ve yıllık geliri düşük olan işler var.

Çok erken kalkılması, genellikle 12 saat çalışılması, tehlikeli olması, özel hayata yer bırakmaması ve yıllık gelirinin 31 bin dolar düzeyinde kalması nedeniyle gemi işçiliği birinci sırayı alıyor. İkinci sırada odunculuk, üçüncü sırada demir işçiliği var. Mandırada çalışmak, kaynakçılık yapmak ve çöpçülük de yılın yapılması güç ve insan sağlığı açısından “kötü” işlerinden.

Listede, bu kategorideki diğer meslekler ise taksicilik, inşaat işçiliği, tesisatçılık, postacılık olarak sıralanıyor.

Usta gazeteci ve politikacı Altan Öymen, 2002 yılından bu yana kendi kişisel anılarıyla birlikte dönemin siyasi olaylarını ve süreci hikâye tadında okurlarıyla buluştuyor.


İlk iki cildini bir solukta okuduğumuz Altan Öymen‘in yeni kitabı Öfkeli Yıllar da çıktığı günden bu yana gündemde. İlk bir ayında sekiz baskıyı geride bıraktı. Bu yeni kitabında Öymen, Demokrat Parti’nin ilk döneminden başlayarak, nasıl da ülkeyi öfkeli yıllara taşıdığını anlatıyor. Öfkeli Yıllar’ın içinde Öymen’in gazetecilik deneyimlerine, ilk aşk kıpırtılarına da tanık oluyoruz. Altan Öymen’le yeni kitabından hareketle, günümüzde artmaya başlayan öfkeli dönem üzerine söyleştik.

Altan Bey, Bir Dönem Bir Çocuk ve Değişim Yılları’ndan sonra yeni kitabınız Öfkeli Yıllar biraz geç okurla buluştu, neden?

Tamamen pratik sebeplerden. Gazetede daha sık yazmaya başladım. Haliyle aktüaliteye girdiğiniz zaman geçmişi yazmaya ayrılan vakit daha az oluyor. Diğer yandan da, araya bazı sağlık problemleri girdi.

Bu kitap diğer ikisine nazaran daha hareketli; tabii bunda sebep, dönemin hareketli olması…

Tabii. Bundan önceki kitapta Türkiye’de ilk iktidar değişikliği gerçekleşmişti. CHP 27 yıllık iktidardan sonra seçimi kaybetmiş, yerine Demokrat Parti geçmişti. Değişim Yılları’nda o geçişi anlatmıştım. 1945 sonundan itibaren bizde demokrasi tecrübesi başlamıştır. Şimdi, ‘öfkeli yıllar’ da DP iktidarının ilk yıllarına rastlar. Orada, kitabın adındaki gibi, ‘öfke’ unsuru hızla artmaya başladı. Başta o kadar değildi gerçi’ Örneğin başlarda, basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguluyorlardı. İktidarı devralınca da aynı çizgide kalma ihtiyacı hissettiler. Hatta Basın Kanunu’nu biraz daha liberalleştirdiler. Ama iki sene sonra çok ağır maddelerle basın hürriyetini iyice daralttılar. Sadece basın özgürlüğü değil, iktidarın muhalefete tahammülü de azaldı. Muhalefetin yurtiçindeki propagandalarını fiilen daralttılar. Hatırlarsınız, İsmet Paşa’yı Balıkesir’e sokmadılar, halkın galeyanı adı altında, DP’lilerin çıkarttığı olaylar yüzünden!.. 1954 seçimleri geldi peşi sıra. DP, demokrasi açısından sağladığı geri gidişlere rağmen daha büyük bir zafer daha kazandı. İlk seçimde yüzde 52’ydi, yeni seçimde yüzde 57’ye çıktı. Halk beni seçti diye, şikâyetçi olduğu konularda öyle tedbirler aldı ki, bunlar demokrasiyi iyice sınırladı. Örneğin, Kırşehir’i cezalandırdı; Osman Bölükbaşı’na oy verdi diye. Yargıtay mensupları ve öğretim görevlileri dahil, hükümet tarafından emekliliğe hak kazandığı gün, yaş haddini doldurmasına gerek duymadan, bir gün içinde görevlerinden alma yetkisi tanıyan bir tasarıyı kabul etti. Yargı üstünlüğü, hukukun bağımsızlığı gün geçtikçe daha da tahrip edilmeye başlandı. Seçim Kanunu’nu kendi lehinde değiştirdi. Hal böyle olunca, iktidar-muhalefet-halk çatışmaları daha da arttı. İşte soruda sözünü ettiğiniz hareketlilikten birkaç örnek!

Bu kitapları yazarken, belli bir kesimi gözettiniz mi örneğin? Bence gazetecilik okuyan gençlerin başucu kitabı olmalı!

Haklısınız. Tabii bir de politikacıların okumasında büyük fayda var, diye düşünüyorum. Çünkü öyle örnekler var ki, bunlar geçmişteki hataların bir benzeri neredeyse! Bunların hata olduğu bugünlerden geçmişe doğru bakınca belli, aksi iddia edilemez! Çünkü iktidarın da, memleketin de bir işine yaramamış, tam tersi olayların çıkmasına sebep olmuş! Sebebi ne olursa olsun, atılan adımların sonuçlarına bakılarak ders alınmasında fayda var. Az önce sözünü ettim; Kırşehir Kanunu, olacak şey mi! Bir şehri başka bir partiye oy verdi diye cezalandırıyorsun. İl iken ilçe yapıyorsun. N’oldu sonuç? Halkın tepkisine yol açtı ve Bölükbaşı 57 seçiminde gene seçildi. Olaylar çıktı. Bunların bugün farklı şekillerde de olsa, artık tekrar edilmemesi lazım! Ama ne yazık ki, bazı hatalar tekrar edip duruyor. Bir meslektaşım sormuştu: Bugünkü yılları yazsaydınız, başlığınız ne olurdu diye? Yanıtım, Öfkeli Yıllar-2, oldu! Hakikaten, bu yeni kitabımı yazarken, bugünle bu kadar benzeşeceğini tahmin etmiyordum. Değişik zaman dilimlerinde oturup yazdım bu kitabı, yazdıktan sonra, aynı şeylerin tekrar edildiğini gördüm.

Özellikle, eski hataların yapılmaması adına, hangi politikacının okumasını istersiniz?

Sayın Başbakan’ın kitabımı okumasını isterim özellikle!

Siz, öfkeli yıllarda dönemin muhalif Ulus gazetesinde muhabirsiniz. Yaptığınız haberlerle, yükselişiniz devam ediyor. İktidarda Demokrat Parti’nin bulunmasından ötürü pek çok gazete tavır ve yön değiştirip, iktidar yanında yer alıyor. Bu durum sizi ve gazetenizi nasıl etkilemişti o yıllarda?

O zaman da bugünkü gibi bir kutuplaşma yaşandı. Basın toplantılarına herkes davet edilirken, zaman içinde ayrım yapmaya başladı iktidar. Belirli gazeteler çağrılmaya başlanmıştı. Sadece partiler arası bahar havası yaşandığı dönemde çağrılıyorduk bizler.

Sonra da Ulus gazetesi kapanıyor’

1953 Aralık’ında CHP’nin bütün malvarlığına el konunca, Ulus da kapatıldı. Biz de bir akşam gazetenin kapanışını duvarlara protesto yazıları yazarak yaptık, ertesi sabah Nihat Erim’in çıkardığı Yeni Ulus gazetesine geçtik. Küçük bir odada, gazete çıkardık. Daha sonra 1955’te Tercüman gazetesine geçip, Ankara temsilcisi olmuştum. Tercüman gazetesi muhalif değildi, beş ortaklı bir gazeteydi. Ama zamanla o da muhalif bir çizgiye geldi.

Bazı gazetelerde bugünkü gibi(!) etliye sütlüye karışmadan işleri idare ediyorlardı, değil mi?

Evet. Vaziyeti idare edenler de vardı. Gazetenin ortaklarından Cihat Baban, iktidara karşı sert yazılar yazınca, ortaklar arasında sorunlar çıktı ve Baban ayrıldı. O ayrılınca ben de Tercüman’dan ayrıldım. Baban ayrılınca yeni bir gazete kurdu, ben de o gazetede yazıişleri müdürü oldum. O gazete de muhalifti. Sonra Ulus’a geri döndüm. Anlayacağınız, kısa bir zaman dilimi hariç, sürekli muhalif gazetelerde çalıştım. Yazıişleri müdürlüğü dönemimde de haliyle adliye kapılarını arşınladım sürekli. Siz sorunca hatırladım: Bir on sene içinde hep bu düzen devam etmiş, 60’a kadar.

O dönemki en sert muhalefet de iktidara, karikatürler üzerinden yapılıyormuş sanırım?

1950’de DP iktidara gelince Basın Kanunu’nu biraz daha liberalleştirdi. Basın özgürlüğüne demokratik ilkeler kapsamında bağlı hale getirmişti. Oradan da birdenbire çark etmedi. 1954’teki kanununa kadar basın, nispi bir özgürlük içindeydi. Davalar açılıyordu ama bazı nedenlerle hapis cezasına vardırılamıyordu. Eldeki mevzuat buna izin vermezdi. Ceza Kanunu 159. Maddesi vardı, bugünkü 301. ve 161. maddeye tekabül eden. Bunlara binaen dava açıyorlardı. O maddeler biraz esnekti. Savcılar davayı açıyordu fakat bunlar mahkemeden dönüyordu. Çünkü yargıçların bağımsızlığı henüz engellenmemişti. Yargıçları emekliye sevk etme kanunu henüz çıkmamıştı. Beraat ediyordu gazeteciler, karikatüristler. Ta ki, bu işten memnun olmayan DP iktidarı, 1954’te yeni kanunlar getirdi ve gazeteciler daha sık hapse girmeye başladı. Az önce sözünü ettiğim ilk dönemde karikatürcüler tarafından Menderes, kadın kılığında da çiziliyordu.

Hatta kedi (!) kılığında bile çizilmiş, Ratip Tahir Burak tarafından!..

Tabii, ortada bir kedi, boynunda fiyonk. Diğer kediler de ona sataşıyor! Altta da çizginin konusu: Mart Cilveleri.

Ama birkaç yıl önce Musa Kart’ın kedisi cilveleşmesinin cezasını görüyordu!

Dünyadaki en masum karikatürlerden biri Musa’nınkiydi. Kızılmaması gerekirdi. Yumağa bürünmüş bir kedi! Dava bile açıldı. DP’nin tırmanma döneminin en başındaki eleştiriler çok daha ağır olduğu halde reaksiyon görmedi, şimdiyse daha hafif eleştirilere tepki gösterilmeye başlandı 2002 seçimlerinden sonra.

Peki, sizce günümüzdeki bu tahammülsüzlüğün sonu nereye varır dersiniz?

Seçim yoluyla giderler. Diğer bazı başka faktörlerin de etkisiyle iktidar partisi zaten halktan aldığı oyun büyük bir kısmını kaybetti. Anketlere bakılmasına gerek yok; seçim sonuçları her şeyin göstergesi. 2007’nin 22 Temmuz’unda yüzde 47’ye yakın oy aldılar. 2009’un 29 Mart’ında yapılan yerel seçimlerdeki oyları yüzde 38.3’e düştü. Bu, bir buçuk yıl sonra müthiş bir oy kaybı demek. Bir iktidar partisinin yerel seçimde oy kaybetmesi çok az görülmüş bir durumdu. Bu durum bir de Turgut Özal’ın başına gelmişti. O da seçmenini kızdırmıştı. İkinci zaferini kazandıktan sonra tepki uyandıran şeyler yapmıştı. Bugünkü iktidar da benzer şeyler yapıyor. Bir anayasa değiştirme meselesine takılıp kaldı, bir şey de yapmadı. Toplumun geniş kesimlerini ihmal etti. Karşılığını da yerel seçimlerde gördü! Hatta bir kısım iktidar partilerinin yaptığı gibi, ‘Beni seçmezseniz size hizmet gelmez,’ tehdidini de yaptı. Antalya’da bugünkü meclis başkanının sarf ettiği sözler var! İktidar partisinin avantajlarını kanuni yasakları da aşan bir şekilde kullandı. Eşya vb. şeyler dağıttılar biliyorsunuz. Buna rağmen oy kaybetmesi çok önemlidir. Bu iniş sürecine girdikten sonra iktidar partisinin toparlanması da kolay değildir artık! Toparlanması için bir sebep de yok! Ekonomi iyiye mi gidiyor? Kalkınma hızı sıfırın altında, işsizlik yüzde on üçlerde! Kamusal kesimin birçok bölümüyle kavga ediyor. Çifte standart uyguluyor. Kendisinin istediği istikamette hareket eden savcıları kendi savcıları gibi görüyor. Diğerlerini karşıt gibi görüyor. Bütün bu faktörlerin etkisi altında seçimi kaybedip giderler. Muhalefetin kuvvetli olup da seçime girmesi halinde bugünkü tablo hemen değişir. Ama yüzde 10 barajı söz konusu. Muhalefet partilerinin bölünmüş vaziyette olması ve barajı geçemez bir oy alması durumunda iktidar partisi yerinde kalabilir. Artık bunu da muhalefet partilerinin düşünmesi lazım.

Öfkeli yıllardaki muhalefet partisi CHP’yle, şimdiki CHP arasındaki farklar neler?

O zamanki programı, şartlar itibarıyla tutarlıydı. Demokrasiyi tam olarak gerçekleştirmek istiyordu, buna binaen ilk hedefler beyannamesi yayımlamışlardı. 57 seçimlerinden önce öteki muhalefet partileriyle birleşmeyi denedi. Kanun çıkarılarak bu önlendi! O güç birliği sırasında da hedefler vardı. Bütün muhalefet partileri aynı şeyi istiyorlardı. Neydi bunlar: Anayasayı değiştirmek, anayasa mahkemesi kurmak, hukuk üstünlüğü, basın özgürlüğü, işçi hakları! Keşke 27 Mayıs olmasaydı da DP seçimle gitseydi. Seçim sistemi farklı olsaydı zaten seçimle gidecekti. Çünkü DP’nin oy oranı, yüzde 50’nin altına düşmüştü. Muhalefet partilerinin toplam oyu da yüzde 50 üzerindeydi. 27 Mayıs’tan sonra da kurucu mecliste ilk hedefler beyannamesi uygulandı. Sonra da seçime gidildi. Bir tutarlılık vardı sonuçta. Muhalefetteyken söylediği seçim beyannamesini seçimden sonra gerçekleştirdi. CHP’nin bugünkü durumu ve politikaları da, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar bakımından tutarlı tedbirler içerir.

Parantez açarak, kuzeniniz de olan Onur Öymen’in Dersim çıkışını nasıl değerlendirdiniz?

Dersim’de hakikaten facialar yaşanmıştır. Dersim örneğiyle bugünün bir alakası yok! Örneği de vermemek lazımdı. Ama Onur Bey’in o konuşmasından sonra bu, iktidar partisi tarafından haksız derecede istismar edildi. Niyete bakar bu. CHP ve Onur Öymen’in Alevileri gücendirmek gibi bir kastı olabilir mi! Onur Bey de yanlış anlaşıldığını belirtti. Özür diledi zaten.

Kitaba dönelim biraz da. Sizin gazetecilikten yazarlığa geçme durumunuz var. Cahit Sıtkı Tarancı, bir sohbetinizde hikâye yazmanızı tavsiye ediyor’

Evet. Cahit Sıtkı Bey, gazetecilikte pek çok insan durumuyla karşılaştığımı, bunları da ayrıca hikâyeleştirmem konusunda beni telkin ediyordu. Birkaç kez denedim, ama kendisine dahi göstermeden yırttım attım, beğenmedim. Yıllar sonra işte bu anı kitaplarımla, o yolda adımlar atmış oldum.

Son olarak, Cüneyt Arcayürek’le olan büyük suç ortaklığınızdan kısaca bahseder misiniz?

Cüneyt’le biz aynı gazetedeydik. Ulus gazetesinde çalışırken, komünistliğe de ilgiliydim. Nâzım Hikmet’e de merakımız vardı. O dönem içinde Nâzım Hikmet komünistse, komünistlik de esaslı bir şey olmalı diye düşünülmüştür. Benim ve Cüneyt’in komünist arkadaşlarımız tarafından Nâzım’ın pelür kâğıda yazılmış şiirleri gelirdi. Biz de Cüneyt’le onları daktilo ederdik. Karbon kâğıtlarıyla da çoğaltırdık. Bir gün gece yazıişleri müdürümüz Nihat Subaşı yakaladı. Eyvah, n’olacak derken, bir nüsha da kendisine vermemiz karşılığında bizi affetti!

Altan Bey, Öfkeli Yıllar, 6-7 Eylül olaylarıyla son buluyor. Yeni kitap ne zaman ve ne kadarlık bir zaman dilimini anlatacak?

Yeni kitabı yazmaya başladım bile. O da diğerleri gibi beş yıllık bir dilimi anlatıp 27 Mayıs dönemine kadar gelecek; o döneme gelen süreci anlatacak!

Öfkeli Yıllar/ Altan Öymen/ Doğan Kitap/ 616 s.

Uzmanlara göre, 2010’u daha sağlıklı ve hastalıklardan uzak geçirmek isteyenler, alışveriş sepetinden tahıl ürünleri, yağlı balıklar, soya fasulyesi, kırmızı şarap ve yeşil çayı eksik etmemeli.

Uzmanlar, bu yıl zinde kalmak ve daha enerjik olmak için doğru beslenme alışkanlıklarına destek olarak “çok yararlı, düşük kalorili ve her markette kolayca bulunabilecek” bazı besinler tavsiye ediyor.

Uzmanların listesindeki “sağlıklı yaşam” için ilk gerekli besin tahıllar… Özellikle zayıflama diyetlerinin önemli parçalarından olan yulaf, arpa ve çavdar, hem kolesterol seviyesini azaltıyor, hem de daha sağlıklı bir vücuda kapı aralıyor. Diyabetler için de yararlı olan çavdarın bisküvisi ile buğdayla karışık ekmeği öneriliyor. Ancak düzenli olarak sadece çavdardan oluşan ekmek yenilmemesi gerekiyor.

Listenin diğer önemli yiyeceği soya fasulyesi… Kalbe iyi gelen ve kanser riskini azaltan soya, aynı zamanda çocukluk obezitesini önlemede etkin olduğundan çocukların beslenmesi için de ısrarla öneriliyor.

Sağlığı güçlendirici bir diğer besin olan somon balığı ve diğer yağlı balıklar ise haftada iki kez alışveriş sepetine girmeli. D vitamini kaynağı olan ve kalp problemlerini azaltan somon, beyin için de yararlı.

Listedeki bir diğer öneri kırmızı şarap… Uzmanların alkollü içki önermede temkinli olduğu, ancak “ölçülü” içilmesi durumunda şarabın kalbe giden kan damarlarına iyi geldiği ve kötü kolesterolü azalttığı belirtiliyor.

Bu yıl sağlıklı kalmak için tüm bunların yanında yeşil çay da içmek gerekiyor. Sakinleştirici etkisi yanında, göğüs kanseri dahil bazı kanser risklerini azalttığı düşünülen yeşil çayın etkinliği için günde 3 ile 6 bardak arasında içilmesi tavsiye ediliyor

Yüzyıllar boyunca burçlar ve değerli taşlar arasında bazı bağlantılar kurulmuştur. Belirli taşlar, belirli astrolojik burçlarda doğan kişiler üzerinde, bu burçların ihtiyacına uygun düşecek şekilde yararlı etkilere sahiptirler

Burcunuza göre  taşlarınız:

 KOÇ : ( 22 Mart – 21 Nisan )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Hematit: Güç ve enerji sağlayarak zayıflıkların üstesinden gelmeye ve hastalık sonrası iyileşme dönemine destek verir.

Sitrin: Dolaşım sistemini hızlandırarak tedavi edici enerjinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca taşıyana güven ve güç verir.

Yakut: Mutluluk duygularını arttırıcı etkisi olan yakut taşı, bağışıklık sistemini de güçlendirir ve yaşamsal enerji verir.

Akuamarin: Yaratıcı gücün ortaya çıkmasına yardımcı olan bu taş, ruhunuzu dinlendirir.

Magnezit: İç huzura kavuşmaya yardımcı olan bu taş, yaratıcılık ve kendini geliştirme adına yardımcı bir etkendir.

Zümrüt: Sevginin güçlenmesine ve derinleşmesine yardımcı olan bu taş, sakinlik, huzur ve denge unsurlarını içerir.

BOĞA : ( 22 Haziran – 21 Mayıs )

Türkuaz: Pozitif enerjiyi emerek, kişiyi negatif enerjilerden korumaya yardımcı olur. Bütün bedeni güçlendirerek, kişiye güç kazandırır.

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Zümrüt: Sevginin güçlenmesine ve derinleşmesine yardımcı olan bu taş, sakinlik, huzur ve denge unsurlarını içerir.

İKİZLER : ( 22 Mayıs – 21 Haziran )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Turkuaz: Pozitif enerjiyi emerek, kişiyi negatif enerjilerden korumaya yardımcı olur. Bütün bedeni güçlendirerek, kişiye güç kazandırır.

Aytaşı: Lenf bezlerinin temizlenmesine yardımcı olurken, duygusal dengenin sağlanmasında etkendir.

Zümrüt: Sevginin güçlenmesine ve derinleşmesine yardımcı olan bu taş, sakinlik, huzur ve denge unsurlarını içerir.

Yeşim: Huzur ve mutluluğun temsilcisidir ve kadınların adet sancılarına, psikolojik sıkıntıların atılmasına yardımcı olur.

Obsityen: Sindirim sistemini olumlu yönde etkiler ve bilinçaltındaki kaygıların azalmasına yardımcı olur.


YENGEÇ : ( 22 Haziran – 21 Temmuz )

Kuvars: Sadece size uyumlu enerjileri depolayarak, negatif etkilere karşı koruma sağlar.
Duyguların dengelenmesine yardımcı oluğu gibi, duru görüyü geliştirir.

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

ASLAN : ( 22 Temmuz – 21 Ağustos )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Kuvars: Sadece size uyumlu enerjileri depolayarak, negatif etkilere karşı koruma sağlar.
Duyguların dengelenmesine yardımcı oluğu gibi, duru görüyü geliştirir.

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Kehribar: Boyun bölgesinde taşındığı zaman, boğaz bölgesi sorunların tedavisine yardımcı olur.

Sitrin: Dolaşım sistemini hızlandırarak tedavi edici enerjinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca taşıyana güven ve güç verir.

Topaz: Duygusal kırılmaları ve karamsarlığı ortadan kaldırmaya yardımcı olan bu taş, sağlığın korunmasında faydalıdır.

BAŞAK : ( 22 Ağustos – 21 Eylül )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır.

Türkuaz: Pozitif enerjiyi emerek, kişiyi negatif enerjilerden korumaya yardımcı olur. Bütün bedeni güçlendirerek, kişiye güç kazandırır.

Obsidyen: Sindirim sistemini olumlu yönde etkiler ve bilinçaltındaki kaygıların azalmasına yardımcı olur.

Yeşim: Huzur ve mutluluğun temsilcisidir ve kadınların adet sancılarına, psikolojik sıkıntıların atılmasına yardımcı olur.

Kaplan gözü: Zihnin sakinleşmesine faydalı olurken nazardan korunmaya da yardımcı olur.

Sitrin: Dolaşım sistemini hızlandırarak tedavi edici enerjinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca taşıyana güven ve güç verir.

Topaz: Duygusal kırılmaları ve karamsarlığı ortadan kaldırmaya yardımcı olan bu taş, sağlığın korunmasında faydalıdır.

TERAZİ : ( 22 Eylül – 21 Ekim )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Türkuaz: Pozitif enerjiyi emerek, kişiyi negatif enerjilerden korumaya yardımcı olur. Bütün bedeni güçlendirerek, kişiye güç kazandırır.

Mercan: Yaşamsal enerji verir.

Lap is lazuli: Çocuklarda sağlık konusunda destek verir. Öte yandan fiziksel yeteneklerin de gelişmesinde yardımcı etkendir.

Pembe kuvars: Aşk taşı olarak bilinen bu taş, duygularımızı dengelememize yardımcı olur.

Akuamarin: Yaratıcı gücün ortaya çıkmasına yardımcı olan bu taş, ruhunuzu dinlendirir.

Yeşim: Huzur ve mutluluğun temsilcisidir ve kadınların adet sancılarına, psikolojik sıkıntıların atılmasına yardımcı olur.

AKREP : ( 22 Ekim – 22 Kasım )

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Pembe kuvars: Aşk taşı olarak bilinen bu taş, duygularımızı dengelememize yardımcı olur.

Obsidyen: Sindirim sistemini olumlu yönde etkiler ve bilinç altındaki kaygıların azalmasına yardımcı olur.

Lal: Bedeni temizler ve güçlendirir. Hayal gücünün genişlemesine de yardımcı olur.

Kaplangözü: Zihnin sakinleşmesine faydalı olurken nazardan korunmaya da yardımcı olur.

Mercan: Yaşamsal enerji verir.


YAY : ( 23 Kasım – 21 Aralık )

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Topaz: Duygusal kırılmaları ve karamsarlığı ortadan kaldırmaya yardımcı olan bu taş, sağlığın korunmasında faydalıdır.

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Türkuaz : Pozitif enerjiyi emerek, kişiyi negatif enerjilerden korumaya yardımcı olur.Bütün bedeni güçlendirerek, kişiye güç kazandırır.

Kaplangözü: Zihnin sakinleşmesine faydalı olurken nazardan korunmaya da yardımcı olur.

Sodalit: Sinir sistemini güçlendirir ve kişiye sakinlik verir.

Lapis lazuli: Çocuklarda sağlık konusunda destek verir. Öte yandan fiziksel yeteneklerin de gelişmesinde yardımcı etkendir.

OĞLAK : ( 22 Aralık – 21 Ocak )

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır.

Kaplan Gözü: Zihnin sakinleşmesine faydalı olurken nazardan korunmaya da yardımcı olur.

Kehribar: Boyun bölgesinde taşındığı zaman, boğaz bölgesi sorunların tedavisine yardımcı olur.

Yakut: Mutluluk duygularını arttırıcı etkisi olan yakut taşı, bağışıklık sistemini de güçlendirir ve yaşamsal enerji verir.

KOVA : ( 22 Ocak – 21 Şubat )

Ametist: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Kuvars: Sadece size uyumlu enerjileri depolayarak, negatif etkilere karşı koruma sağlar.
Duyguların dengelenmesine yardımcı oluğu gibi, duru görüyü geliştirir.

Akik: Korkuyu engeller ve taşıyanı tehlikelerden koruma özelliğine sahip bu taş, metabolizmanın düzgün çalışmasına da yardım eder.

Yeşim: Huzur ve mutluluğun temsilcisidir ve kadınların adet sancılarına, psikolojik sıkıntıların atılmasına yardımcı olur.

Lal: Bedeni temizler ve güçlendirir. Hayal gücünün genişlemesine de yardımcı olur.

Zirkon: Uykusuzluk ve sindirim sistemine faydalıdır.

BALIK : ( 22 Şubat – 21 Mart )

Ametis: Bu taş bağışıklık sistemini güçlendirir, korku ve uyumsuzlukları ortadan kaldırır. Meditasyona yardımcı olarak enerji verir.

Aytaşı: Lenf bezlerinin temizlenmesine yardımcı olurken, duygusal dengenin sağlanmasında etkendir.

Pembe k Kuvars: Aşk taşı olarak bilinen bu taş, duygularımızı dengelememize yardımcı olur.

Mercan: Yaşamsal enerji verir.

Dünya yeni yıla böyle girdi

Dünyanın, yeni yılı en son karşılayan merkezlerinden biri olan New York’ta, Times Meydanı’nda soğuk havaya rağmen toplanan yüz binlerce kişi, ekonomik durgunluk, terörizm ve çevre felaketi tehditlerini de beraberinde getiren son 10 yılı geride bırakarak, yeni 10 yıla, öncekinden daha iyi geçmesi umuduyla girdi.

 

Meydanda yeni yıl karşılamasında havai fişek gösterisi yapılırken, kristal dev yılbaşı topu indirildi ve bu sırada da 1 tonun üzerinde konfeti atıldı.

Isının sıfır santigrat derece civarında olduğu yılbaşı gecesinde meydanda yüzlerce polis de görev aldı. Çevre binalara da keskin nişancılar yerleştirildi. Meydandaki güvenlik önlemlerinin alınmasına günler önce başlandı, bazı binalar boşaltıldı, araçlar çektirildi hatta radyasyon taraması yapıldı.

Öte yandan Sydney’in ünlü köprüsü üzerinde havai fişek gösterilerini 1 milyon kişi izlerken, Tokyo’da gökyüzüne balonlar bırakıldı. Paris’te 120 yaşına giren Eyfel Kulesinde rengarenk ışık gösterisi yapıldı.

Las Vegas, eğlenmek için bu kente gelmiş olan yaklaşık 315.000 kişiyle yılbaşını karşılarken, kumarhanelerin üzerinde havai fişek ve ışık gösterileri yapıldı.

2009’da mali piyasalarda toparlanma gözlense de geçen 10 yıla damgasını vuran gelişmelerden biri ekonomik krizdi. Dünya çapında milyonlarca kişi işsiz kaldı, ipotekler nedeniyle kaybettikleri evlerinden çıkarılanlar oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yılbaşı gecesi televizyonda yaptığı konuşmasında, “Herkes için zor geçen bir yılı geride bırakıyoruz. Hiçbir kıta, hiçbir ülke, hiçbir sektör bunun dışında değil” dedi. Sarkozy, 2010’un yenilenme yılı olacağını kaydetti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de yeni 10 yılın başlamasının, küresel ekonomik hastalıklardan derhal kurtulunacağının habercisi olmadığını söyledi.

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma durumdan daha memnundu ve yeni yılda düzenlenecek olan dünya kupası futbol organizasyonunun, ülkesindeki ırkçılık politikası Apartheid’in sona erdiği 1994’den sonraki en önemli olay olacağını belirtti.

Rio de Janeiro’nun 4 kilometrelik Copacabana plajında yılbaşını karşılamak üzere yaklaşık 2 milyon kişi toplandı. Plaj boyunca havai fişek gösterileri ve konserler vardı. Güvenlik için plajda yaklaşık 12 bin polis görev yaptı. Plajdaki Amerikalı turistlerden 27 yaşındaki Chad Bissonnette, “Hayatımda ilk kez bu kadar çok arkadaşımın, komşumun işini kaybettiğine tanık oldum” diyerek, yeni yılın daha iyi olmasını diledi.

New York Times Meydanındaki kutlamalarda konfetilere, çeşitli dileklerin el yazısı ile not edildiği 10.000 kağıt parçası da eklenerek kalabalığın üzerine bırakıldı. 50 yaşındaki Gail Guay’ın yakaladığı kağıtta, “geriye dönüp bakma” yazılı idi.

Avustralya Başbakanı Kevin Rudd yılbaşı mesajında, 2009’un başarılarından birinin, küresel ısınmaya karşı dünya liderlerinin toplanmayı başarması olduğunu söyledi.

Geçen on yıla damga vuran gelişmelerden biri de terörizm ve Irak ile Afganistan’daki savaşlar oldu. Pakistan’da da militanların körüklediği şiddet olayları yoğunlaştı.

Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown çarşamba günü yaptığı açıklamasında, Hollanda’dan ABD’ye giden yolcu uçağına karşı terör saldırısı düzenleme girişimini anımsatarak, 10 yılın son günlerinde de terörizmin kendisini gösterdiğini belirtti. Brown, küresel terörizmin merkez üssünün El Kaide ve Taliban olduğunu vurguladı.

Endonezya’daki ABD Büyükelçiliği, Bali adasında terör saldırısı olabileceği uyarısında bulunurken, yerel yetkililer böyle bir istihbaratın kendilerinde olmadığını açıkladı.
AB dönem başkanlığını devralan İspanya’da Madrid’deki Sol meydanında 27 AB üyesi ile ilgili görüntüler projektörlerle merkez postane binasına yansıtıldı.

Londra’da dondurucu soğuğa rağmen Thames nehri boyunca toplanan binlerce kişi, düzenlenen havai fişek gösterileriyle yeni yılı karşıladı.

Asya’da farklı takvimlerin kullanılmasından ötürü birçok ülkede yılbaşı Avrupa ve Amerika kıtalarına göre sönük geçerken, Çin’in Şanghay kentindeki Longhua tapınağında yeni yılın kendilerine zenginlik getirmesi dileğiyle çan çaldırmak isteyenler kişi başına 518 yen (yaklaşık 75 dolar) ödedi. Çincede 518 dendiğinde, “zenginlik istiyorum” denmesine benzer bir ses çıkarılıyor.

Filipinler’de alev fişekleri ve ateş edilmesi nedeniyle yüzlerce kişi yaralanırken, birçok Filipinli, tıpkı Çinliler gibi, gürültülü bir yeni yıl karşılamasının şeytanı ve şanssızlığı uzaklaştıracağı inancıyla coşkulu biçimde eğelendi.

Uluslararası haber ajansları, İstanbul’da Taksim Meydanı’nda geçen yıllarda yaşananların tekrarlanmaması amacıyla güvenlik önlemlerinin yoğunlaştırıldığını, Vali Muammer Güler’in, satıcı hatta Noel Baba kostümlü polislerin de görev yapacakları şeklindeki esprisini, ilginç detaylar olarak aktardı.

29. Uluslararası Film Festivali’nde ”Altın Lale Ödülü”nün verileceği ulusal yarışmaya katılmak isteyen Türk filmleri, 1 Şubat 2010 tarihine kadar başvurabilecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenecek 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 3–18 Nisan 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Festivalde ”Altın Lale Ödülü”nün verileceği ulusal yarışmaya katılmak isteyen Türk filmlerinin, 1 Şubat 2010 akşamına kadar İKSV’ye başvurması gerekiyor.

Ulusal yarışmaya uzun metrajlı filmlerin yanı sıra geçen yıl olduğu gibi uzun metrajlı belgesel ve animasyon filmler de başvurabilecek. Yarışma yönetmeliği ile başvuru formları, festival merkezi veya ”www.iksv.org/film” adresinden temin edilebilecek.

Festivalin ”Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi”nin başkanlığını yönetmen Yeşim Ustaoğlu yapacak. İstanbul Film Festivali’nde ulusal yarışma jürisinin seçeceği ”En İyi Film”e ve ”En İyi Yönetmen”e, Kültür ve Turizm Bakanlığı ödül olarak 50’şer bin lira verecek. Kültür ve Turizm Bakanlığının vereceği ”En İyi Kadın Oyuncu” ve ”En İyi Erkek Oyuncu” ödülleri ise 10’ar bin lira olacak.

Yarışmada Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Derneği üyelerinden oluşan jüri, Onat Kutlar anısına ”Fipresci ödülü” sunacak. Ödülü kazanan filmin yönetmenine Efes Pilsen bir sonraki filminde kullanılmak üzere 30 bin dolar para ödülü verecek.

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, yeni yıl kutlamaları için kullanılabilecek türdeki ağaçlardan oluşan ormanlık alanlarda, görevli sayısını artırdıklarını bildirdi.

 

 Orman Genel Müdürü Osman Kahveci,  yeni yıl kutlamalarını fırsat bilerek orman alanlarına zarar vermek isteyenlere karşı gerekli her türlü tedbiri aldıklarını belirtti.

Her yıl yılbaşı kutlamaları nedeniyle başta büyük illere yakın yerlerden ağaç kesimi için girişimler olabildiğini anlatan Kahveci, şu ana kadar bu konuda önemli bir tahribat yaşanmadığını söyledi.

Kahveci, bilinçlendirme çalışmaları ve önleyici tedbirlerle kaçak ağaç kesiminin önemli ölçüde azaldığını belirterek, şunları kaydetti:

”Yeni yıl dolayısıyla yılbaşı ağacı olarak kullanılan çam, köknar ve ladin ağaçları yasa dışı faaliyetlerle ormanlık alanlardan temin edenlere değişik cezai müeyyideler uygulanıyor. Orman teşkilatlarımız, her yıl yılbaşı için çam kesenlere karşı uyarı ve ikazlar yapıyor. Ayrıca, kaçak kesimin önüne geçmek için yeni yıl ağacı olarak değerlendirilebilecek nitelikteki ormanlık alanlarda, görevli sayısını artırdık. Motosikletli seyyar ekiplerimiz koruma ve kontrol için hassas bölgelerde devamlı ring halinde çalışıyor. Bu konuda jandarma ile de işbirliği yapılıyor.”

Orman Bölge müdürlüklerine ait fidanlıklarda yeni yıl ağacı olabilecek nitelikte çamlar üretildiğini ve bunların çok uygun fiyatlarla satıldığını ifade eden Kahveci, yurttaşların bu ağaçları tercih etmelerini istedi.

Osman Kahveci, ”Arzumuz, dileğimiz, vatandaşlarımızın ‘yeni yıla ağaç keserek değil, yeni bir fidan dikerek girelim’ düşüncesiyle hareket etmesidir” dedi.