Bir Psikiyatristin Günlüğü

Psych-Istanbul, Cinema-Philia, Tiyatroseverler ve Hayata Dair Ayrıntılar…

"Banu LIFE" tarafından yazılmış yazıları görüntülüyorsunuz

Düzene mahkum olanların tragedyası

“Kendini feda, düzene başkaldırı gibi kavramların en hafif haliyle romantik bir aptallık, ama en yaygın haliyle de enayilik olarak kabul edildiği günümüz dünyasında, tanrılardan ateşi çalan ve Zeus’a başkaldıran Prometheus, düşünsel olarak linç edilmiş durumda. Ama bence zaten çağdaş insanın farketmediği, farketmemek için elinden geleni yaptığı tragedyası tam da bu.”

Eğer vicdanınızın sesini dinlerseniz bu çağdaş sistem içinde pek de mutlu yaşamanız mümkün değil…
Şahika Tekand  “Promethiade Projesi” kapsamında ele aldığı “10 Adımda Unutmak (Anti-Prometheus)”la, Prometheus mitini ters yüz ediyor.

Aeskhylos’un “Zincire Vurulmuş Prometheus” tragedyasının konsepti çerçevesinde,  üç ayrı tiyatro eserinin dünya mirası mekanlarda sahnelenmesi üzerine oturan ve üç ülkeden sanatçılarla gerçekleşen projenin İstanbul ayağını kapsayan oyun,  Aeskhylos’un Prometheus’una göndermede bulunuyor.

Yunanistan’dan Attis Tiyatrosu, Almanya’dan Rimini Protokoll ve Türkiye’den Studio Oyuncuları’nın  katıldığı projede Tekand, “10 Adımda Unutmak” derken de, gelişmenin ‘adım’larını vurguluyor. 

Tiyatro tarihinin en devrimci metinlerinden biri olarak nitelenen Prometheus’un hikâyesini dünyanın ve sistemin değiştirilemez olduğu safsatasının dünyada yaygınlaştırıldığının altını çizerek anlatıyor Tekand. “Promete belki Zeus’un sistemini yıkamayacağını biliyordu, ama…” diyor, “Zincire bağlanmayı göze aldı. Bizim de böyle bir promete dürüstlüğüne ihtiyacımız var. Tam anlamıyla çağdaş insanın tragedyasını ortaya çıkardım. ‘Anti- prometheus’ ismi çağdaş insanın genel karekterini çok iyi tarif ediyor bence.”

 “10 Adımda Unutmak (Anti-Prometheus)” Studio Oyuncuları ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ortak yapımı. Oyun, bugün ve yarın saat 21.00’de Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

- Daha önce de “Oidipus Nerede”, “Oidipus Sürgünde” gibi özel projeler yaptığınızı biliyoruz. Antik tragedyaları çağdaş yorumlarla sahneye koymanın önemi üzerine neler söylersiniz?

Antik Yunan tragedyalar hem biçimsel olarak çağdaş olana verdiği imkanlar hem de “trajik olan”ın ifade edilmesi için sunduğu anlamsal imkanlar ile çağdaş tiyatro için tükenmez bir kaynak. Bugünün insanının tragedyası, aslında varolan “trajik olan”ı görmezden gelmesinde, hesap vermeyi unutmuş olmasında yatıyor. Antik metinlerin temel konseptleri de bunları yeniden ifade etmede olağanüstü kaynaklar sunuyor.

- Anti-Prometheus, düzene teslim olmayıp düzene gönüllü olarak boyun eğen bir karakteri anlatıyor tragedyanın tersine. Bir yandan da tragedya içinde tragedyaya açılan bir yorumu içeriyor. Bu tersten ve karşılıklı bakış yolunuzu açmış, malzemeyi zenginleştirmiş olmalı…

Yazmaya başladığım anda kafamda yankılanan da buydu. Düzenin mahkumu olmaktan korkup düzene mahkum olanların tragedyasını yazmaya karar verdim. Anti-Prometheus adı da  daha ilk başta konuverdi böylece.

- Yani sisteme karşı çıkan Prometheus’un trajedisi, bir taraftan da bugünün sisteme boyun eğen insanlarının çıkmazı..

Prometheus’un tragedyası, bugünün insanı için bırakın anlaşılmayı, hatırlanması bile huzursuzluk verecek bir hikaye. Camus’nun belki biraz abartarak söylediği gibi bugünun insanı, Prometheus’la karşılaşsa onu ancak linç ederdi. Kendini feda, düzene başkaldırı gibi kavramların en hafif haliyle romantik bir aptallık, ama en yaygın haliyle de enayilik olarak kabul edildiği günümüz dünyasında, tanrılardan ateşi çalan ve Zeus’a başkaldıran Prometheus, düşünsel olarak linç edilmiş durumda. Ama bence zaten çağdaş insanın farketmediği, farketmemek için elinden geleni yaptığı tragedyası tam da bu .

- Bu iki dilli bir oyun, üç Alman üç Türk oyuncu var. Farklı iki dili sahnede nasıl kullandınız?

Kültürlerarası nitelik taşıyan böylesi projelerde sizden genellikle yine ‘kültürlerarasılık’ sorununa ilişkin bir fantezi geliştirmeniz beklenir. Ben inatla oyunu böyle ele almayarak dünyadaki çağdaş sistem sorunu ile ilgilendim. Bu nedenle sahne üzerinde Türkler ve Almanlar yok bu oyunumda. Türkçe ve Almanca var ve bunlar sadece müziği itibariyle farklı diller. Ama bu iki farklı müziğin yanyana getirilmesiyle bana ait yeni bir teatral dil ve müzik elde ettim.

- Sahnede ‘ışık’ oyuncularınız da var, Oyundaki ‘ışık’ın rolünden bahseder misiniz biraz?

Oyunu izleyenler, yine seyirciye yabancı olmayan ışık sistemimle karşılaşacaklar. Ancak bu kez  bir sürpriz olarak yeniden biçimlendi ışığın kullanımı. Işık tasarımı, bir yandan oyunun matematiğinin asal aktarıcısı haline gelirken, bir yandan da sahne üzerinde eğlenceli bir oyun alanı, adeta bir sirk alanı yarattı. 

- Oyundaki sandalyeler, kullanılması gereken reel malzeme mi yoksa herhangi bir şeyin sembolü mü?

Ben hiçbir zaman sadece sembolik anlamlar taşıyan nesneler kullanmam oyunlarımda. Burada da sandalyeler, sandalye olarak kullanıldı tabii. Ama bütün olup bitenin toplamında, seyircide oluşacak  “miş gibi” durumu için de katmanlı anlamlar taşıyor. Oturacak yer, statü, mülk, yük, geçmiş…

Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burhan Turgut, ter önleyici deodorantlara karşı yurttaşları uyardı.

 Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burhan Turgut, hava sıcaklığının arttığı bu günlerde vücut ısısının 36-37 santigrat derecede tutulması gerektiğini söyledi.

Bu ısının sabit tutulabilmesi için vücudun terlemeye ihtiyaç duyduğunu ifade eden Turgut, ”Isıyı vücudumuzdan terleyerek uzaklaştırabiliriz. Ancak çok sıcak ve nemli havalarda vücut ısısının düşürülmesi pek mümkün olamayabiliyor. Özellikle koltuk altı ter önleyici deodorantlar böyle havalarda çok zararlıdır. Sıcak havalarda önemli bir mekanizma olan terlemenin deodorantlarla engellenmesi vücut ısısının artmasına neden olmaktadır. Böylece meydana gelebilecek güneş çarpması, sağlığı risk grubunda bulunanlarda ölümle sonuçlanabilir” diye konuştu.

Ter önleyici deodoranların normal ısıdaki havada ve risk grubunda olmayan kişilerde önemli bir problem oluşturmadığını anlatan Turgut, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Ter önleyici deodorantlar vücut ısısı 40 santigrat üzerine çıktığında riskli gruplarda bulunanlar için tehlike oluşturabilir. Bundan normal ısıda, sağlık kişilerin kullandığı lokal terlemeyi azaltıcı deodortların her zaman zararlı olduğu anlamı çıkartılmamalı. Ama risk grubu altındaki kişilerin kullanmaması faydalı olacaktır.

Risk grubunu 65 yaş üstü ve çok küçük çocuklar, süt çocukları, kronik hastalığı olanlar, özellikle kalp yetmezliği, kroner kalp hastaları, akciğer hastaları, sigara içiminden gelişen bronşit hastaları, böbrek ve tansiyon hastaları oluşturmaktadır.
Vücutta ani bir ısı yükselişiyle oluşan rahatsızlık halk arasında sıcak çarpması olarak ifade ediliyor. Bu beyinde hasar oluşturabilir ve bazen ölümle de sonuçlanabilir.

Ancak sıcak çarpması oluşmadan da sıcak hava vücuda zarar verebiliyor. Aşırı sıcak dolayısıyla fazla sıvı kaybedilmesi böbreklerin yeterli sıvı alamaması, böbreklere giden kan miktarının azalmasıyla böbrek fonksiyonlarında bozulma çıkabilir. Risk gruplarında bulunanların buna da dikkat etmesi gerekli.”


Sıvı tüketimi

Turgut, sıcak havalarda sıvı tüketiminin önemli olduğunu, sıvı tüketiminin kişinin vücut yapısına bağlı olarak değişebileceğini anlatan Turgut, ortalama vücut ölçülerine sahip olan bir kişinin 2-2,5 litre su içmesi gerektiğini söyledi.

Havanın ısısı ve fiziksel aktiviteye göre bu oranın artırabileceğini bildiren Turgut, şunları kaydetti.
”Susama hissi, genelde sıvı içimiyle ilgili uyarıcı bir duyudur. Fakat vücut her zaman susama hissi vermeyebilir ya da algılayamayabilirsiniz. Yüksek ısılarda susama hissetmeseniz bile mutlaka sıvı alımı olmalıdır. Risk gruplarında bu daha fazla önemli kazanıyor. Akli dengesi yerinde olmayanlar, çocuklar, aşırı yaşlılar bu kişiler kendi ihtiyaçlarını göremeyecekleri için onların sıvı alımına dikkat edilmesi. Özellikle alkollü ve çok şekerli olan sıvılar tercih edilmemeli. Çünkü bu tip sıvılar sıvı kaybına yol açabilmekte. Bunun dışında bütün sıvılar tüketebilir.”


Fatal error: Allowed memory size of 33554432 bytes exhausted (tried to allocate 44051 bytes) in /home/beskarde/public_html/fuat/wp-includes/shortcodes.php on line 151