<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gml="http://www.opengis.net/gml"
>

<channel>
	<title>Bir Psikiyatristin Günlüğü &#187; Genel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://fuat.beskardes.com/kategori/genel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fuat.beskardes.com</link>
	<description>Psych-Istanbul, Cinema-Philia, Tiyatroseverler ve Hayata Dair Ayrıntılar...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 07:22:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Doktorlar ne zaman el yıkamaya başladı?</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1990/doktorlar-ne-zaman-el-yikamaya-basladi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=doktorlar-ne-zaman-el-yikamaya-basladi</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1990/doktorlar-ne-zaman-el-yikamaya-basladi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 17:49:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin TAŞMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1990</guid>
		<description><![CDATA[1840&#8242;ların ortalarında Macar tıp uzmanı Ignaz Semmelweis, Viyana&#8217;da görevli olduğu hastanedeki yeni doğum yapan kadınların %15&#8242;inin albastı, ya da lohusa humması adı verilen hastalıkla boğuşmakta olduğunu görüp dehşete kapıldı. Bu durumun önüne geçmek için çırpınıyor, ancak ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Düşüncelere daldığı bir sırada adli tıp uzmanı Jakob Kolletschka adlı arkadaşının görünürde benzer belirtiler gösteren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1840&#8242;ların ortalarında Macar tıp uzmanı Ignaz Semmelweis, Viyana&#8217;da görevli olduğu hastanedeki yeni doğum yapan kadınların %15&#8242;inin albastı, ya da lohusa humması adı verilen hastalıkla boğuşmakta olduğunu görüp dehşete kapıldı.</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=55859" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Bu durumun önüne geçmek için çırpınıyor, ancak ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Düşüncelere daldığı bir sırada adli tıp uzmanı Jakob Kolletschka adlı arkadaşının görünürde benzer belirtiler gösteren bir hastalıktan öldüğü haberini aldı. Olay, bir öğrencinin birkaç gün önce bir kadavranın kesilmesinde kullanılan bisturiyi kazara Kolletschka’ya batırmasından birkaç gün sonra meydana gelmişti.</p>
<p>Bu haber üzerine Semmelweis bir aydınlanma anı yaşadı. Hastanesindeki tıp öğrencileri morgdan çıktıklarında ellerini yıkamadan doğrudan doğum servisine geçiyorlardı. Yeni annelere mikrop bulaştıranlar bu öğrenciler olabilirdi. Belki de bu yüzden yaşama veda ediyorlardı. Acaba el yıkamak bu soruna köklü bir çözüm getirebilir miydi?</p>
<p>Semmelweis bu görüşünü doğrulamak amacıyla öğrencilerinden ellerini su ve klordan oluşan bir karışımla (sabunla su kadavra kokusunu yok edemiyordu) yıkamalarını istedi. Uygulamanın hemen ardından doğum servisindeki ölümlerin oranında %10’luk bir düşüşe tanık olundu. Böylelikle, el yıkama hastanede standart uygulamalarından biri oldu. Bu uygulamanın yaygınlık kazanması 40 yılı aldı. Gelgelelim, bugün bile hastane çalışanları bu kurala yeterince uymuyor. Maryland Sağlık Kalite ve Maliyet Konseyi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günümüzde sağlık görevlilerinin %90’ı, ancak birileri baktığı zaman, yalnızca %40’ının tek başlarına iken el yıkıyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1990/doktorlar-ne-zaman-el-yikamaya-basladi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Obezite</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1981/turkiyede-obezite.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turkiyede-obezite</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1981/turkiyede-obezite.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 10:17:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sara BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1981</guid>
		<description><![CDATA[Nüfusun yüzde 47,6&#8242;sı fazla kilolu yada obez Türkiye&#8217;de nüfusun yüzde 47.6&#8242;sı fazla kilolu veya obez. Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun 2008 yılı verilerine göre her 100 erkekten 49&#8242;unun, her 100 kadından 46&#8242;sının fazla kilolu veya obez olduğu belirlendi. Erkeklerde fazla kilolu veya obez olanların oranı yüzde 49.2 iken kadınlarda bu oran yüzde 45.9 oldu. Kırsal yerlerde yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Nüfusun yüzde 47,6&#8242;sı fazla kilolu yada obez</h1>
<p><strong>Türkiye&#8217;de nüfusun yüzde 47.6&#8242;sı fazla kilolu veya obez. Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun 2008 yılı verilerine göre her 100 erkekten 49&#8242;unun, her 100 kadından 46&#8242;sının fazla kilolu veya obez olduğu belirlendi.</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=46285" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Erkeklerde fazla kilolu veya obez olanların oranı yüzde 49.2 iken kadınlarda bu oran yüzde 45.9 oldu. Kırsal yerlerde yaşayan kadınlar arasında obez olanların oranı yüzde 19.6 ile diğer gruplara göre daha yüksek. Düşük kiloluların oranı ise yüzde 6.2 ile en yüksek kentsel yerlerde yaşayan kadınlarda görüldü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008 yılı Türkiye Sağlık Araştırması&#8217;nın revize sonuçlarını yayımladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminden elde edilen nüfus projeksiyonlarını 2009 yılında yenileyen TÜİK, bu kapsamda, 2009 yılından itibaren hanehalkı araştırmalarının sonuçlarını, revize edilen nüfus projeksiyonları kullanılarak ağırlıklandırdı. Bu nedenle TÜİK, 11 Mart 2009 tarihinde yayınlanan 2008 Türkiye Sağlık Araştırmasının sonuçları, yeni nüfus projeksiyonlarına göre revize etti. Haber bülteninde, 0-6, 7-14 ve 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin sağlık durumlarının yanı sıra 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin tansiyon ölçümü, kan testi yaptıran bireylerin profili ile beden kitle indeksine ait bulgulara yer veren TÜİK, araştırmadan elde edilen diğer göstergelere ait sonuçlar ise, 2010 yılı içerisinde ayrı bir yayın olarak kamuoyuna duyuracak. 2008 yılı Türkiye Sağlık Araştırması&#8217;na göre Türkiye&#8217;de nüfusun yüzde 47.6&#8242;sının fazla kilolu veya obez olduğu görüldü.</p>
<p><strong>0-6 yaş grubu çocukların en çok solunum yolu enfeksiyonu geçirdi</strong></p>
<p>0-6 yaş grubundaki çocukların son 6 ay içinde geçirdikleri hastalıkların oranlarına bakıldığında; yüzde 38.7 ile üst solunum yolu enfeksiyonu (tonsilit, orta kulak iltihabı, farenjit), yüzde 26 ile ishal, yüzde 11.3 ile kansızlık, yüzde 9.1 ile bulaşıcı hastalıklar ve yüzde 9 ile ağız ve diş sağlığı sorunları ilk beş sırayı aldı. Bu sıralamanın kent-kır ayrımında değişmemekle birlikte cinsiyet ayrımında oransal farklılıklar içerdiği dikkat çekti.</p>
<p><strong>Kırsal kesimde kadınlarda cilt hastalıklarının oranı yüzde 12,3</strong></p>
<p>7-14 yaş grubundaki çocukların son 6 ay içinde yaşadıkları hastalık oranlarına bakıldığında; yüzde 46.2 ile enfeksiyöz hastalıkların ilk sırada yer aldığı, bunu yüzde 26.8 ile ağız ve diş sağlığı sorunlarının, yüzde 16.1 ile göz ile ilgili sorunların, yüzde 8.5 ile beslenmeyle ilişkili hastalıkların ve yüzde 8.4 ile cilt hastalıkların izlediği belirlendi. Kent-kır ayrımında bakıldığında bu sıralama erkeklerde aynı kalmakla birlikte, kırsal kesimde yaşayan kadınlarda cilt hastalıkları yüzde 12.3 oranı ile beslenmeyle ilişkili hastalıkların önüne geçti.</p>
<p><strong>15 ve daha yuları yaştakilerin yüzde 22,5&#8242;i bel bölgesi problemlerinden şikayetçi</strong></p>
<p>15 ve daha yukarı yaştakilerden kronik hastalık sorunu yaşadıklarını belirten bireylerin verdikleri yanıtlara bakıldığında en yüksek ilk 5 hastalık grubunun yüzde 22.5&#8242;ni bel bölgesi kas iskelet sistem problemleri, yüzde 17.7&#8242;sini romatizmal eklem hastalığı, yüzde 15.3&#8242;ünü ülser migren ve benzeri şiddetli baş ağrısı ve yüzde 14.8&#8242;ini hipertansiyon hastalığında yoğunlaştığı belirlendi. Her bir hastalık grubunda Türkiye genelinde erkeklerde görülen oranın kadınlarda görülen orandan düşük olduğu gözlendi. Kent ve kır ayrımında ise her bir hastalık grubunda hem erkeklerde hem de kadınlarda kırdaki oranların kentteki oranlardan yüksek olduğu belirlendi.<strong>E</strong></p>
<p><strong>En az bir ekz tansiyon ölçümü yaptıran bireylerin oranı yüzde61,1</strong></p>
<p>Türkiye geneline bakıldığında 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerden yaşamları süresince en az bir kez tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümü yaptıran bireylerin oranları sırasıyla yüzde 61.1, yüzde 32.8 ve yüzde 35.7 olarak belirlendi. Türkiye genelinde kentsel yerlerde yaşayan bireylerde ölçüm yaptırma oranı yüksek görülürken, cinsiyet ayrımında oranlara bakıldığında kentsel ve kırsal kesimde yaşayan kadınların oranı, erkeklerin oranından yüksek.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1981/turkiyede-obezite.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kalbimizi Dinleyelim&#8217;-Prof.Dr.Murat Tuzcu</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1977/kalbimizi-dinleyelim-prof-dr-murat-tuzcu.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kalbimizi-dinleyelim-prof-dr-murat-tuzcu</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1977/kalbimizi-dinleyelim-prof-dr-murat-tuzcu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 13:46:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aylin TASMAN KIM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1977</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Murat Tuzcu, kalp hastalığını tetikleyen diğer rahatsızlıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi için herkesin anlayacağı bir dille, merak edilen konuları anlatan kılavuz bir kitabı Türkçe sağlık yayınlarına kazandırdı.  Kalbimizi Dinleyelim, sağlıklı bir kalp için özen gösterilmesi,  dikkate alınması gerekenler, kalple bağlantılı diğer organlar titizlikle ele alınıyor. Tuzcu, kalbin yapısını, hastalıkların sebeplerini, diğer organlarla ilişkilerini, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Murat Tuzcu, kalp hastalığını tetikleyen diğer rahatsızlıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi için herkesin anlayacağı bir dille, merak edilen konuları anlatan kılavuz bir kitabı Türkçe sağlık yayınlarına kazandırdı.</strong></p>
<p><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?yer=yazar&amp;aranan=Cumhuriyet%20Haber%20Portal%FD"></a></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=55534" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p> Kalbimizi Dinleyelim, sağlıklı bir kalp için özen gösterilmesi,  dikkate alınması gerekenler, kalple bağlantılı diğer organlar titizlikle ele alınıyor. Tuzcu, kalbin yapısını, hastalıkların sebeplerini, diğer organlarla ilişkilerini, tedavi yöntemlerini çizimler kullanarak, bilimsel donanımı hekimlik deneyimi ve ince nüktedan üslubuyla aktarıyor.</p>
<p><strong>Murat Tuzcu</strong>’nun,<strong> “yapay kalp kriziyle tedavi”, “alkolle tedavi”</strong> gibi tıp dünyasında tartışma yaratan ama giderek kabul gören önermeleri de var. Tıp dünyasındaki tutuculuğun kırılması gerektiğini vurgulayan Tuzcu;</p>
<p><strong>“Alkolle kalp krizi yaratarak tedavi etme yönteminin hikâyesi aynı zamanda özgün düşünme ve yaratıcı yaklaşımın da hikâyesi. Tıp tarihi önce yerden yere çalınmış sonra baş tacı edilmiş buluşlarla dolu” </strong>diyor.. Kitapta, horlamadan, ruh haline, omega 3 yağlarının yararlarından, ritim bozukluklarına, anne karnında kalp kontrolünden, kalp kapakçığının ameliyatsız değiştirilmesine kadar, okuyucunun merak ettiği pek çok konu, hayatın içinden örneklerle anlatılıyor<br />
 <br />
<strong><br />
Yazarın akademik özgeçmişi</strong></p>
<p>Prof.Tuzcu İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. 1983-1985 yılları arasında Elazığ’da dahiliye uzmanı olarak çalıştı. 1985-1989 yılları arasında Cleveland Clinic’te kardiyoloji yüksek ihtisasını yaptı. 1989-1990 yılları arasında Boston’daki Massachusetts General Hospital’da özel ihtisas yaptı. Ardından 1990-1991 yılları arasında Harvard Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1992 yılından bu yana Cleveland Clinic’te çalışıyor ve aynı zamanda öğretim üyeliği yapıyor. Şu anda dünyanın en önemli referans kalp merkezlerinden biri olan Cleveland Clinic Kardiyoloji Bölümü başkan yardımcılığı görevini sürdüren Prof. Dr. Murat Tuzcu, dünyanın her yerinde büyük ve saygın kongrelerde aynı zamanda da sık sık Türkiye’de de konferanslar veriyor.</p>
<p>Prof. Tuzcu, kalbi açmadan, ameliyatsız, anjiyo yöntemiyle kalp kapakçığının değiştirilmesi de dahil uluslararası düzeyde çığır açan yeni kardiyolojik tedavi yöntemleriyle ilgili yapılan araştırmalarda aktif olarak çalışıyor.</p>
<p>Kalbimizi Dinleyelim, Yazan Prof. Dr. E. Murat Tuzcu, Doğan Kitap, 348 sayfa</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1977/kalbimizi-dinleyelim-prof-dr-murat-tuzcu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp ve Beyin</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1968/kalp-ve-beyin.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kalp-ve-beyin</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1968/kalp-ve-beyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 09:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin TAŞMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1968</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı kalp, beyni de koruyor Sağlıklı ve güçlü bir kalbin, beynin yaşlanmasını yavaşlatabileceği bildirildi. Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, daha az kan pompalayan tembel kalplere sahip sağlıklı kişilerin beyinlerinin, yapılan taramalarda kalpleri daha fazla kan pompalayanlara göre &#8220;daha yaşlı&#8221; olduğunu ortaya koydu. Boston Üniversitesi&#8217;nde görevli bilim adamlarının 1500 kişi üzerinde yaptığı, sonuçları Circulation dergisinde yayımlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Sağlıklı kalp, beyni de koruyor</h1>
<p><strong>Sağlıklı ve güçlü bir kalbin, beynin yaşlanmasını yavaşlatabileceği bildirildi.</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=47462" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, daha az kan pompalayan tembel kalplere sahip sağlıklı kişilerin beyinlerinin, yapılan taramalarda kalpleri daha fazla kan pompalayanlara göre &#8220;daha yaşlı&#8221; olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Boston Üniversitesi&#8217;nde görevli bilim adamlarının 1500 kişi üzerinde yaptığı, sonuçları Circulation dergisinde yayımlanan araştırmada, kalbin daha az randımanlı çalışmasının, beyni ortalama olarak yaklaşık 2 yıl yaşlandırdığı gözlendi.</p>
<p>Bu etkinin, hem kalp rahatsızlığı olmayan 30&#8242;lu yaşlarındakilerde hem de kalp rahatsızlığı olan yaşlılarda görüldüğü belirtildi. Araştırmada ayrıca beynin yaşlandıkça büzüldüğü gözlendi.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1968/kalp-ve-beyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcakta Rahat Uyumanın 12 Yolu</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1964/sicakta-rahat-uyumanin-12-yolu.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sicakta-rahat-uyumanin-12-yolu</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1964/sicakta-rahat-uyumanin-12-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 09:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aylin TASMAN KIM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1964</guid>
		<description><![CDATA[Sıcakların tüm yurtta mevsim normallerinin üstünde seyrettiği ve havadaki nemin en yüksek düzeylere çıktığı şu günlerde, rahat uyumanın yollarını merak ediyor musunuz? Sıcakların tüm yurtta mevsim normallerinin üstünde seyrettiği ve havadaki nemin en yüksek düzeylere çıktığı şu günlerde, Newsweek Türkiye Dergisi&#8217;nin son sayısında sıcak havalarda rahat uyumanın yolları anlatıldı: Stresten kaçın: Spor yapın (ama yatmadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıcakların tüm yurtta mevsim normallerinin üstünde seyrettiği ve havadaki nemin en yüksek düzeylere çıktığı şu günlerde, rahat uyumanın yollarını merak ediyor musunuz?</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=42260" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Sıcakların tüm yurtta mevsim normallerinin üstünde seyrettiği ve havadaki nemin en yüksek düzeylere çıktığı şu günlerde, Newsweek Türkiye Dergisi&#8217;nin son sayısında sıcak havalarda rahat uyumanın yolları anlatıldı:</p>
<p><strong>Stresten kaçın:</strong> Spor yapın (ama yatmadan iki saat önce değil). Dengeli beslenin. Sigarayı bırakın. Çay ve kahveyi azaltın.</p>
<p><strong>Gürültü: </strong>Sokak gürültüsünü engellemek, sesli cihazları yatak odasından çıkarmak, çare olabilir.</p>
<p><strong>Işık ve elektrikli cihazlar:</strong> Yatmadan hepsini kapatın, perdeleri çekin. Işık uykuya mani olur. Elektronik cihazlar, hatta gece lambası dahi sıcaklığı arttırır.</p>
<p><strong>Küçük yatak:</strong> Uzmanlara göre yatak en az 180&#215;240 cm boyutlarında olmalı.</p>
<p><strong>Alkollü içkiler:</strong> Yatmaya yakın alkollü içkiden kaçının.</p>
<p><strong>Yalıtım yaptırın:</strong> Isı yalıtımlı mekânlar kışın sıcak, yazınsa serin olur. Yalıtımla soğutma cihazlarının harcadığı enerji de yüzde 50 azalıyor.</p>
<p><strong>Klima edinin:</strong> Uygun büyüklük ve güçte klima satın alın. Klimayı dış ortamdaki sıcaklığın en fazla 5-6 derece altına göre ayarlayın.</p>
<p><strong>Cep telefonu: </strong>Fransa&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre yatak odasında cep telefonu çalması, kaliteli uykudan ortalama 50 dakika çalıyor.</p>
<p><strong>Fazla yemeyin:</strong> Aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler uyutmaz. Sıcak havada hafif yiyecekler yiyin ve yemek ile uyku arasına en az üç saat koyun.</p>
<p><strong>Su gibisi yok:</strong> Terleme, su ve elektrolit kaybına yol açar. Sıcakta serinlemek için bol su için. Günlük ihtiyaç 1.5 litre.</p>
<p><strong>Duş alın: </strong>Yatmadan önce (en fazla 37 derecede) alınacak ılık bir duş uyumaya yardım eder. Duştan sonra saçınızı ıslak bırakmak da faydalı olacatır.</p>
<p><strong>Buzlu çarşaf:</strong> Nevresim takımlarını derin dondurucuda bekletin ve yatmadan önce serin.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1964/sicakta-rahat-uyumanin-12-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TTB: Tam Gün&#8217;ü savunuyoruz ama şimdiki emeği ucuzlatıyor</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/guncel/1934/ttb-tam-gunu-savunuyoruz-ama-simdiki-emegi-ucuzlatiyor.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ttb-tam-gunu-savunuyoruz-ama-simdiki-emegi-ucuzlatiyor</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/guncel/1934/ttb-tam-gunu-savunuyoruz-ama-simdiki-emegi-ucuzlatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 13:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Gün Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1934</guid>
		<description><![CDATA[TTB Genel Sekreteri Feride Aksu Tanık, uzun yıllardır tam gün çalışmayı savunduklarını belirterek, ancak şimdiki Tam Gün Yasası&#8217;nın &#8220;gerçek bir tam gün yasası olmadığını&#8221;, aksine hekimlerin emeğini ucuzlatmaya dönük uygulama olduğunu söyledi. Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Feride Aksu Tanık, Tam Gün Yasası&#8217;yla ilgili soruları yanıtladı. Tanık, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 16 Temmuz&#8217;da verdiği kararda sadece farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TTB Genel Sekreteri Feride Aksu Tanık, uzun yıllardır tam gün çalışmayı savunduklarını belirterek, ancak şimdiki Tam Gün Yasası&#8217;nın &#8220;gerçek bir tam gün yasası olmadığını&#8221;, aksine hekimlerin emeğini ucuzlatmaya dönük uygulama olduğunu söyledi.</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=42254" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri <strong>Feride Aksu Tanık</strong>, Tam Gün Yasası&#8217;yla ilgili soruları yanıtladı. Tanık, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 16 Temmuz&#8217;da verdiği kararda sadece farklı kurumlarda çalışmayla ilgili kararı iptal etmediğini, iptal edilen maddeye ilişkin verdiği kararın sonuçsuz kalmaması için yürürlüğü de durdurduğunu ifade etti.</p>
<p>TBB Genel Sekreteri Tanık, Sağlık Bakanlığı&#8217;nın<strong> &#8220;Hekimler kamu dışında çalışmaya devam ederlerse memuriyetten çıkarma dahil her türlü ceza verilecek&#8221; açıklamasına &#8220;Biz hem Anayasa Mahkemesi&#8217;nin hukuki dayanaklarına sığınarak Sağlık Bakanlığı&#8217;nı Anayasa&#8217;ya ve Anayasa Mahkemesi&#8217;nin kararlarına uymaya çağırdık&#8221; </strong>dedi.<br />
 </p>
<p><strong>&#8220;Danıştay kararı AYM yorumumuzun doğruluğunu ortaya  çıkardı&#8221; </strong></p>
<p>Tanık, çağrılarının yanıtsız kalması ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın bu yöndeki açıklamaları üzerine bakanlık işlerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay&#8217;a başvurduklarını belirterek, Danıştay&#8217;ın da yürütmeyi durdurma kararı aldığını anımsattı. TTB Genel Sekreteri Tanık şöyle dedi:</p>
<p><strong>&#8220;Hekimler 30 Temmuz&#8217;dan sonra da kamudaki mesailerini tamamladıktan sonra başka yerde de görev yapabilecek. Danıştay&#8217;ın kararı da Anayasa Mahkemesi&#8217;nin kararına ilişkin bizim yorumumuzun doğru yönde olduğunu işaret etmiş oldu. Önemli olan Türk Tabipleri Birliği olarak hekimlerin tek işte, tehdit edilmeden, zorlanmadan, teşvik edilerek çalışmalarıdır. Bu çalışmanın güvenceli bir çalışma olmasını, emekliliğe yansıyan temel ücretin nitelikli ve yeterli hale getirilmesini, şiddetten arındırılmış bir ortamda çalışmayı, hedef gösterilmemeyi insanca yaşayacakları bir temel ücret almalarını savunuyoruz.&#8221;</strong><br />
 </p>
<p><strong>&#8220;Hiç kimse akşam 17.00&#8242;ya yorulup ikinci işte çalışmak istemez&#8221; </strong></p>
<p>Tanık, bu koşullardaki bir çalışmada hekimlerin gönüllü olarak tam gün çalışacaklarını kaydederek,<strong> &#8220;Hiç kimse akşam 17.00&#8242;ye kadar bir hastanede çalışıp, yorulup ondan sonra da çocuklarının okul taksidini ödeyebilmek için başka kurumda çalışmayı tercih etmez&#8221; </strong>dedi.</p>
<p>TTB Genel Sekreteri Tanık, uzun yıllardır tam gün çalışmayı savunduklarını belirterek, Tam Gün Yasası&#8217;nın Meclis&#8217;te görüşmeleri sürerken, bu yasanın &#8220;gerçek bir tam gün yasası olmadığını&#8221;, aksine hekimlerin emeğini ucuzlatmaya dönük uygulama olduğunu söylediklerini belirtti. Tanık, TTB&#8217;nin tam gün yasa önerisini hem bakanlığa hem hükümete hem de parlamentoda grubu olan partilere ilettiklerinin dile getirdi. Tanık, &#8220;TTB&#8217;nin sadece muhalif olduğu, öneri getirmediği&#8221; eleştirilerinin doğru olmadığını belirterek, yasa önerileri bulunduğunu bildirdi. Tanık, güvenceli çalışma, emekliliğe yansıyan temel ücretin nitelikli ve yeterli hale getirilmesi, şiddetten arındırılmış bir ortamda çalışma, hedef gösterilmeme ve insanca yaşamayı sağlayacak bir temel ücret almalarını getirecek ilkeler üzerinden temel hesaplamalar yaptıklarını kaydetti. Tanık bu hesaplamalara göre emekli bir hekimin aldığı 3 bin TL aylığın yeterli olmadığını sözlerine ekledi.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/guncel/1934/ttb-tam-gunu-savunuyoruz-ama-simdiki-emegi-ucuzlatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık ve Yaşlılık</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1932/yalnizlik-ve-yaslilik.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yalnizlik-ve-yaslilik</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1932/yalnizlik-ve-yaslilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 12:02:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Cemal BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1932</guid>
		<description><![CDATA[Yalnızlık erken yaşlandırıyor Dünya Yaşlanma Konseyi (DUNYAK) Başkanı Kemal Aydın, &#8221;yalnızlığın yaşlılığı erkene aldığını&#8221; belirterek, &#8221;Araştırmalara göre özellikle erkekler bu konuda son derece zayıf. Kadınlar, yalnızlıklarıyla daha barışık yaşayabiliyor ancak, erkekler bunu başaramıyor&#8221; dedi. Yaşlılık bilimi uzmanı (Gerentolog) Aydın, Pozantı ilçesinde düzenlenen &#8216;&#8216;Akdeniz Yaşlanma Forumu Çalıştayı&#8221; için geldiği Adana&#8217;da, konseyin 2009 yılında İstanbul&#8217;da kurulduğunu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yalnızlık erken yaşlandırıyor</h1>
<p><strong>Dünya Yaşlanma Konseyi (DUNYAK) Başkanı Kemal Aydın, &#8221;yalnızlığın yaşlılığı erkene aldığını&#8221; belirterek, &#8221;Araştırmalara göre özellikle erkekler bu konuda son derece zayıf. Kadınlar, yalnızlıklarıyla daha barışık yaşayabiliyor ancak, erkekler bunu başaramıyor&#8221; dedi.</strong></p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=42965" border="0" alt="" align="right" /></p>
<div>
<p>Yaşlılık bilimi uzmanı (Gerentolog) Aydın, Pozantı ilçesinde düzenlenen &#8216;<strong>&#8216;Akdeniz Yaşlanma Forumu Çalıştayı&#8221; </strong>için geldiği Adana&#8217;da, konseyin 2009 yılında İstanbul&#8217;da kurulduğunu ve 190 ülkede yapılanma çalışmasını tamamladığını bildirdi.</p>
<p>DUNYAK&#8217;ın Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kurumların yaşlanma ile ilgili politika ve programlarının bölge, ülke, il ve ilçelerde uygulanması için kurulmuş, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Aydın, <strong>&#8221;Amacımız konseyimizin çatısı altında tüm dünya yaşlılarının yaşam kalitesini yükseltmek&#8221; </strong>dedi.</p>
<p>Aydın, yaşlanmanın anne karnından ölünceye kadar devam eden bir süreç olduğunu, bu nedenle konseyin sadece yaşlılara hizmet eden bir oluşum gibi görülmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Yaşlılığı hızlandıran birçok etken olduğunu<strong>, &#8221;yalnızlığın yaşlılığı erkene aldığını&#8221;</strong> belirten Aydın,<strong> &#8221;Araştırmalara göre özellikle erkekler bu konuda son derece zayıf. Kadınlar, erkeklere oranla yalnızlıklarıyla daha barışık yaşayabiliyor ancak, erkekler başaramıyor. Kadınlar kendilerini toplumdan fazla soyutlamıyor, sosyal ilişkileri daha güçlü tutabiliyorlar, bunun bedelini de uzun ömür olarak geri alıyorlar&#8221; </strong>şeklinde konuştu.</p>
<p>Dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de ortalama yaşam süresinin uzadığını, yapılan araştırmalara göre bu sürenin 72 yaşına kadar çıktığını belirten Aydın, <strong>&#8221;Bu nedenle, yaşlılarımız için acil eylem planını bir an önce hazırlanmalı. Çünkü, Türkiye bu konuda geç bile kaldı&#8221; </strong>dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye, yaşlı dostu ülke&#8221;</strong></p>
<p>Aydın, Türkiye&#8217;nin doğası, kültürel değerleri, iklimi, sıcak kanlı insanları ve yaşlıyı her zaman baş üstünde tutan kültürüyle &#8221;yaşlı dostu ülke&#8221; olduğunu, ancak, bunun diğer ülkelerce de kabullenilmesi gerektiğini belirterek,<strong> &#8221;Bu nedenle imza kampanyası başlattık. Türkiye&#8217;nin &#8216;yaşlı dostu&#8217; ülke olması için bugüne kadar 7 bin imza topladık. İmza atanların önemli bir bölümünü yönetim kademesinde olanlar oluşturuyor. Bugüne kadar sadece birkaç ülkede &#8216;ben imza atmam&#8217; diyen, Türkiye&#8217;ye ön yargılı yaklaşan az sayıda kişiyle karşılaştık&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Bu statünün elde edilmesinin Türkiye&#8217;nin kalkınmasına önemli katkı sunacağına inandığını belirten Aydın, bu kapsamdaki stratejik planda Türkiye ve komşuları, yani Orta Doğu ülkelerine öncelik verdiklerini kaydetti.</p>
<p>BM&#8217;nin, 2002 yılında İspanya&#8217;da yaşlanma eylem planı yayımladığını hatırlatan Aydın, şöyle devam etti:<br />
&#8216;<strong>&#8216;Bu eylem planına bütün ülkeler imza attı. 2007 yılında Türkiye&#8217;de, Devlet Planlama Teşkilatı, ulusal yaşlanma eylem planını hazırladı. Ama bu plan ülke genelinde 7 bölge bazında gerçekleştirilmeli. Her bölge kendi eylem planını hazırlayıp artılarını eksilerini ortaya koymalı.</strong></p>
<p><strong>Örneğin, &#8216;Akdeniz Eylem Planı&#8217; kapsamında, Adana &#8221;kür merkezi&#8221; olma özelliklerine sahip. Yarım saatlik mesafeden denizden çıkıp boğucu sıcaktan kurtularak yayla havası almak mümkün.&#8221;</strong></p>
<p>Aydın, Dünya Yaşlanma Konseyi&#8217;ni Türkiye&#8217;de kurduklarını, etkisi alanının genişlemesi ve gücünün artması için devletin desteğine ihtiyaçlarının bulunduğunu, bundan sonraki süreçte de &#8221;Dünya Yaşlılar Fonu&#8221;nu oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1932/yalnizlik-ve-yaslilik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflama İlaçları ve İstenmeyen Sonları</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1930/zayiflama-ilaclari-ve-istenmeyen-sonlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=zayiflama-ilaclari-ve-istenmeyen-sonlari</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1930/zayiflama-ilaclari-ve-istenmeyen-sonlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 10:44:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Can SUNATA</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1930</guid>
		<description><![CDATA[  Dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri olarak görülen obezite, günümüzde insan yaşamının öncelikli tehditlerinden biri haline gelmiş durumda. Obez sayısındaki artış, yaşam kalitesini düşürmenin yanında; başta kanser olmak üzere; şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği gibi birçok sağlık sorununa da yol açıyor. Zayıflattığı iddia edilen ürünlerin tüketimi ise her geçen gün artış gösteriyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri olarak görülen obezite, günümüzde insan yaşamının öncelikli tehditlerinden biri haline gelmiş durumda. </strong></p>
<p><strong>Obez sayısındaki artış, yaşam kalitesini düşürmenin yanında; başta kanser olmak üzere; şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği gibi birçok sağlık sorununa da yol açıyor. Zayıflattığı iddia edilen ürünlerin tüketimi ise her geçen gün artış gösteriyor. </strong></p>
<p><strong>Üstelik günümüzde en masum görünen ürünlerin bile uzmana danışılarak kullanılması gerekiyor. Aksi durumda kişinin var olan ya da bilinmeyen bir hastalığının tetiklenmesi ve istenmeyen etkileşimlerin ortaya çıkması söz konusu olabiliyor. İşte konunun uzmanlarının görüşleri ve zayıflama çılgınlığında karanlık sonlu yanlışlar&#8230;</strong></p>
<p><strong>İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeliha Yazıcı:</strong></p>
<p><strong>ZARARSIZ OLDUKLARINI İDDİA EDEN ÜRÜNLERDE ZARARLI KİMYASALLAR VAR</strong></p>
<p>GÖRÜŞÜME göre zayıflama amaçlı kullanılan ilaç ve ilaç dışı ürünlerin hiçbiri masum değil. Piyasada Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın izniyle ithal edilen ve<br />
reçetesiz pazarlanan çok sayıda bitkisel kökenli zayıflama hapı var. Zararsız oldukları iddia edilen bu haplarda, bitkilerin içerdiği aktif maddelerin dışında<br />
bazı kimyasallar da bulunuyor. Örneğin, kırmızıbiber hapında biberin kendisinin yanında, guarana, sinameki, funda yaprağı, mate yaprağı ve L-karnitin var. Lkarnitin içeren ilaçların, vücutta karnitin eksikliği oluştuğu zaman kullanılması gerekiyor. Oysa normal durumda alınan karnitin, tansiyon yüksekliğinden, kalpte ritim bozukluklarına, kansızlıktan, mide-bağırsak<br />
hastalıklarına ve hatta felce kadar pek çok soruna neden olabiliyor.</p>
<p><strong>BÖBREK VE KARACİĞER HASTALIĞINA YOL AÇIYOR</strong></p>
<p>Zayıflama ilaçlarında “Orlistat” ve “Sibutramin” isimli iki temel etken madde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zeliha Yazıcı, bu ilaçların düşük kalori diyeti ile alınmaları gerektiğini belirtiyor. Bu ürünleri kullananların yüzde 30’undan fazlasında üst solunum yolu enfeksiyonları ve baş ağrısı görülüyor. Orlistat içeren ürünlerde; yağlı dışkı, akışkan dışkılama, gaz çıkarma, dışkı kaçırma, karında ağrı, sarılık, pankreasta iltihaplanma, kan şekerinde düşme, rektumda ağrı, adet düzensizliği, endişeli olma hali, yorgunluk, diş ve diş eti rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonları, anjiyo ödem ve anaflaksi gibi önemli yan etkiler görülüyor. Sibutramin içeren ürünlerin kullanımı ise yüksek tansiyon hastalarında; kalp, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlarda olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Sibutraminin ruhsal sorunlar yaşayan hastalarda depresyon ve intihar eğilimini tetiklediğini gösteren araştırmalar da bulunuyor.</p>
<p><strong>Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın:</strong></p>
<p><strong>VÜCUTTAN SUYLA BİRLİKTE YARARLI MADDELER DE ATILIYOR</strong></p>
<p>İÇİNDE sağlığı etkileyen etkenmaddelerin bulunduğu besin destek ürünlerinin Sağlık Bakanlığı yerine Tarımve Köyişleri Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmasını doğru bulmuyorum. Bitki ve hayvan sağlığı için kullanılacak ilaçları onaylamakla yükümlü olan Tarım Bakanlığı’nın insan sağlığını doğrudan etkileyen ürünleri ruhsatlandırması kabul edilebilir bir durum değildir. Bunu yapması gereken Sağlık Bakanlığı’dır. Ayrıca Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan bu ürünlerin gereken laboratuvar koşullarında ve konunun uzmanı kişilerce yeterli şekilde test edildiğine de kesinlikle inanmıyorum. Bir ilacın eczanelerin raflarında satılabilir hale gelmesi için, geliştirildiği andan itibaren en az 10 yılı bulan 3 fazdan oluşan bir araştırma sürecinden geçmesi gereklidir.</p>
<p><strong>BU TÜR ÜRÜNLER İÇİN SÜREKLİ DENETİM ŞART</strong></p>
<p>Bu aşamaları tamamlamayan, etkinlik ve yan etki profili açısından güvenilir olmayan bir ürünün Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanması mümkün değildir. Bunun yanında ilaç piyasaya sürüldüğünde de olası yan etkileri konusunda sürekli denetleniyor olması ve sakıncalı durumlarda toplatılması gereklidir. Zayıflama destek ürünlerinin Tarım Bakanlığı tarafından etkinlik, güvenirlilik ve yan etki açısından yeterli değerlendirmeye tabi tutulmaması ve bir bitki veya hayvan ilacı gibi onaylanarak satılması insan sağlığını ciddi anlamda tehdit ediyor düşüncesindeyim. Bu ürünlerin prospektüsü dikkatli incelendiğinde idrar söktürücü veyamüshil tarzı takviyeler içerdikleri bir gerçektir. Bunlarla sağlanan kilo kaybı doğrudan sıvı kaybı olduğu için suyla<br />
beraber birçok yararlımadde de kaybedilir. Bu da sağlığı olumsuz yönde etkiliyecektir.</p>
<p><strong>DİYETİSYENLERİN ZAYIFLAMA İLACI VERMESİ SÖZ KONUSU OLMAMALI</strong></p>
<p>Zayıflama ürünlerinin üzerinde “doğal” yazması, bu ürünlerin yan etkisi olmadığı anlamına gelmiyor. Örneğin bazı ürünlerin içinde bulunan fazla kafein, çarpıntı ve kalp rahatsızlığına neden olabiliyor. Bu ürünlerin içeriklerinin iyi incelenmesi ve konunun uzmanı bir doktorun önerisiyle kullanılmaları gerekiyor. Bu nedenle diyetisyenlerin bu tür ilaçları önermesi yanlış bulunuyor.</p>
<p><strong>DOKTOR KONTROLÜNDE KİMLER KULLANABİLİR?</strong></p>
<p>◊ Yaşam tarzı değişikliğini (diyet + egzersiz) etkin bir şekilde uygulayan kişiler<br />
◊ Diyet ve egzersizle başarı sağlayamayanlar<br />
◊ Vücut kitle indeksi 30 kg/m2 üzerinde olup eşlik eden şeker hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık sorunları olanla</p>
<p><strong>ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİNİ KESİNLİKLE KULLANMAMASI GEREKENLER</strong><br />
◊ Kalp ve böbrek rahatsızlığı olanlar<br />
◊ Hipertansiyon hastalığı bulunanlar<br />
◊ Şeker hastaları<br />
◊ Çocuklar<br />
◊ Gebe ve emziren kadınlar<br />
◊ Yaşlılar</p>
<p><strong>KAÇAK ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİNİN YOL AÇACAĞI SAĞLIK SORUNLARI</strong><br />
◊ Sıvı kaybına bağlı tansiyon düşüklüğü<br />
◊ Tansiyon yüksekliği<br />
◊ Çarpıntı<br />
◊ Kalp spazmı<br />
◊ Böbrek ve karaciğer yetmezliği<br />
◊ Tiroid  hastalıkları<br />
◊ İshal<br />
◊ Aşırı yorgunluk<br />
◊ Uyku bozukluğu</p>
<p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI ‘BU ÜRÜNLERİ KULLANMAYIN’ DİYOR</strong></p>
<p>SAĞLIK Bakanlığı piyasada izinsiz olarak bulunan zayıflama ürünleriyle mücadele için 81 ilin valiliklerine ve Sağlık Müdürlüklerine genelge göndererek<br />
piyasadan toplatıyor. Ancak bu uygulama kaçak satışın önünü kesmeye yeterli<br />
olmuyor. Bu nedenle özellikle “Sibutramin” içeren ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatı bulunmayan yandaki ürünlerin kullanılmaması ve internet üzerinden hiçbir şekilde alım yapılmaması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/genel-saglik/1930/zayiflama-ilaclari-ve-istenmeyen-sonlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Tabipleri Birliği-TAM GÜN Basın Açıklaması</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/guncel/1911/turk-tabipleri-birligi-tam-gun-basin-aciklamasi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turk-tabipleri-birligi-tam-gun-basin-aciklamasi</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/guncel/1911/turk-tabipleri-birligi-tam-gun-basin-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 12:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Gün Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[                                                      BASIN AÇIKLAMASI SAĞLIK BAKANI DR. RECEP AKDAĞ, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARINI ISRARLA YANLIŞ YORUMLAMAKTAN VAZGEÇMELİ VE SONUCU KABULLENMELİDİR! Anayasa Mahkemesi, “Tam Gün Yasası”yla ilgili kararını 16 Temmuz 2010 günü verdi. Anayasa Mahkemesi; Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler, özelde çalışan hekimler ve tıp fakültelerinde öğretim üyeleri yönünden 1219 sayılı Yasa’nın 12. Maddesi’ne konulan başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>                                                      BASIN AÇIKLAMASI</em></strong></p>
<p><strong>SAĞLIK BAKANI DR. RECEP AKDAĞ, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARINI ISRARLA YANLIŞ YORUMLAMAKTAN VAZGEÇMELİ VE SONUCU KABULLENMELİDİR!</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi, “Tam Gün Yasası”yla ilgili kararını 16 Temmuz 2010 günü verdi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi;</p>
<p>Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler, özelde çalışan hekimler ve tıp fakültelerinde öğretim üyeleri yönünden 1219 sayılı Yasa’nın 12. Maddesi’ne konulan başka sağlık kuruluşlarında çalışma yasağını iptal etti. Kararın gerekçesi yayınlanıncaya kadar bu maddenin 30 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girmesi halinde giderilmesi güç zararlar doğuracağı için de maddenin yürürlüğünü durdurdu.</p>
<p>Öncelikle belirtmek isteriz ki;</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra,</p>
<p><strong>Üniversitede olsun Sağlık Bakanlığı’nda olsun kamuda çalışan hiçbir hekim muayenehanesini kapatmaya, işyeri hekimliğini bırakmaya veya ikinci görevinden ayrılmaya zorlanamaz.</strong></p>
<p>Durum böyle iken “Tam Gün Yasası”yla ilgili bütün iddiaları Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla geçersiz hale gelmiş olan Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın, Mahkeme kararını ısrarla yanlış yorumladığı ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği görülmektedir.</p>
<p>Gerek Sn. Bakan tarafından medyada, gerekse Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nin 16.07.2010 günlü  “Tam Gün Kanunu ile İlgili Basın Açıklaması”nda;  “Anayasa Mahkemesinin kararına ve kanuna göre öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açması veya özel sağlık kuruluşlarında çalışması mümkün bulunmamaktadı r. Bu uygulama 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacaktır” ifadesi altı çizilerek vurgulanmıştır. Hatta kısmi zamanlı çalışmaya devam eden hekimlerin memurluktan atılacağı yönünde hukuk dışı ifadelere yer verilmiştir.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda belirtilen, 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren kamuda çalışan hekimlerin 8 saatlik mesai sonrası işyeri hekimliği yapmasını, özel bir sağlık kuruluşu veya hastanede ya da özel muayenehanesinde <strong>kısmi zamanlı çalışmasını yasaklayan düzenlemenin hangi Kanun metninde yer aldığı ise iddia sahipleri tarafından açıklan(a)mamaktadı r.</strong></p>
<p>Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın “Devlet memurlarının ikinci bir iş yapmaları yasaktır. Devlet hastanelerinde çalışan doktorların ikinci iş yapabilmelerine izin veren bir kanun vardı. Bu kanun sadece doktorlar için bir istisna getiriyordu. Biz Tam Gün Kanunu’na bir madde koyarak bu kanunu kaldırdık. Bu istisna kalkmış oldu. Anayasa Mahkemesi de bu Kanun’u kaldıran maddeyi iptal etmedi. Bu halde doktorlar hem hastanede çalışıp hem muayenehane açamazlar.” yaklaşımı gerçeklerle bağdaşmamaktadır ve hukuki olarak hiçbir geçerliliği yoktur.</p>
<p>Gerçekten de; Sn. Bakan’ın bahsettiği 2368 sayılı “Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun”, Tam Gün Yasası ile 30 Temmuz 2010 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmaktadı r ve CHP tarafından açılan davada bu düzenlemenin iptali istenmemiş ve bu nedenle de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmemiştir.</p>
<p>Ancak, bu durum kamuda çalışan hekimlerin 8 saatlik mesai sonrası işyeri hekimliği yapmasının, özel bir sağlık kuruluşu ya da hastanede ya da özel muayenehanesinde kısmi zamanlı çalışmasının yasak olduğu anlamına gelmemektedir.</p>
<p>Şöyle ki;</p>
<p>2368 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde kamuda çalışan hekimlerin genel olarak kamu dışında çalışmaları, hekimlik mesleğini icra etmeleri yasaklanmış; 4. maddesinde ise belli koşullar altında bu yasağın kaldırılacağı ve serbest çalışmaya izin verileceği düzenlenmiştir. 5947 sayılı Tam Gün Yasası’nın 19/a bendi ile 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren <strong>2368 sayılı Yasa </strong>ve bu Yasa’nın 3. maddesinde yer alan<strong> kamuda çalışan hekimlerin mesai sonrası mesleklerini serbest olarak icra etmelerini yasaklayan hüküm ortadan kalkmaktadır.</strong></p>
<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu da kamuda çalışan hekimler için benzer bir yasaklama içermemektedir.</p>
<p>Çünkü; 657 Sayılı Kanun’da memurların kamu görevi dışında her türlü gelir getirici faaliyeti değil, yalnızca Kanun’un 28. maddesinde belirtilen işleri yaparak gelir elde etmeleri yasaklanmıştır.  Bunlar ise tacir veya esnaf veya ticari mümessil sayılmalarını gerektiren faaliyetlerdir.</p>
<p>657 sayılı Yasa’nın 28. maddesine paralel olarak 1219 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde de <strong>hekimlerin hekimlik yaparken ticaretle uğraşamayacakları, hekimliğin tacirlikle bağdaşmayacağı</strong> belirtilerek yasaklanmıştır. Altı çizilerek belirtmek gerekirse; 1965 tarihli Devlet Memurları Kanunu’ndan çok önce, 1928 yılında çıkarılan <strong>1219 sayılı Yasa, hekimlik mesleğinin ticari bir faaliyet olmadığını açıkça tanımlamıştır.</strong></p>
<p>Bu şekilde, 1980 tarihli ve 2368 sayılı Kanun’dan çok önceden itibaren, 1928 yılından bu yana, hekimler açıkça Yasa ile yasaklanan durumlar dışında kamu görevlerinin dışında mesleklerini kısmi zamanlı olarak icra ede gelmişlerdir.</p>
<p>1219 sayılı Yasanın 12. maddesindeki yasaklayıcı ibarenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile birlikte bu yöndeki özel yasak da kalkmıştır. Bu nedenle kamuda çalışan hekimler, tıpkı üniversite öğretim üyeleri gibi mesailerinin bitiminde halen yapmakta oldukları kısmi zamanlı işlerde veya muayenehanelerinde sağlık hizmeti vermeye devam etme hakkına sahiptir.</p>
<p><strong>Aksi yöndeki uygulamalar, Anayasanın 153. maddesinin son fıkrasında yer alan Mahkeme Kararlarının </strong>yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı kuralına aykırı olacaktır.</p>
<p>Öte yandan hekimlerin kısmi zamanlı olarak çalıştıkları işleri, Sağlık Bakanlığı’nın hukuka aykırı açıklamaları ve olası girişimleri sonucu bırakmak zorunda kalmaları halinde doğacak zararların da sorumluları tarafından tazmini gündeme gelecektir.</p>
<p>Bu nedenle, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ, Anayasa Mahkemesi’nin kararını ısrarla yanlış yorumlamaktan vazgeçmeli ve sonucu kabullenmelidir.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği olarak, Sn. Bakan’ın kendi beklenti ve isteklerini bir kenara koyarak, Anayasa Mahkemesi’nin kararını göz ardı etmeden konuya ciddiyetle yaklaşmasını bekliyoruz.</p>
<p>Öte yandan Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik sağlık hizmetlerinin paralı olmasını savunduğu şeklindeki gerçekle hiçbir ilgisi olmayan mesnetsiz suçlamaları şiddetle kınıyoruz.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği; her zaman ve açık sözlülükle herkese eşit, ücretsiz ve nitelikli sağlık hakkının ve hekimlerin emeklerinin karşılığını alabildikleri bir Tam Gün uygulamasının savunucusu olmuştur ve bu doğrultuda hazırladığı alternatif “Tam Gün Yasa Tasarısı”nı da hekimlerin ve kamuoyunun yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın da bilgisine sunmuştur.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği’nin karşı çıktığı; Hükümet’in “Reform” olarak yansıttığı politikalarla bir yandan sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi-ticarileştirilmesi, bir yandan da hekim emeğinin ucuzlatılmasıdı r.</p>
<p>Sağlık Bakanı’nın “Türk Tabipleri Birliği tarih önünde hesap verecektir” sözlerini de olsa olsa bir ironi olarak kabul ediyoruz.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği’nin; üyeleri, sağlık hizmeti alan vatandaşlar ve tarih önünde veremeyeceği hiçbir hesap yoktur.</p>
<p>Ancak tarih önünde kimin “hesap vereceği” de açıktır.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; Avrupa Birliği Üçüncü Ulusal Programı’nda <strong>sağlık sektörünü özelleştirme kapsamına alanlar</strong>dır.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşlara her bir reçete için <strong>15 TL “katılım payı”</strong> ödetenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; özel hastanelere müracaat eden sigortalılara <strong>yüzde 70, yüzde 100 oranlarında “ilave ücret”</strong> ödetenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşların sağlık hizmeti alabilmek için yaptıkları <strong>cepten harcamaları</strong>, uyguladıkları politikalarla <strong>dört katına çıkaranlardır</strong>.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; gerçekten <strong>“istisnai” bir keşifle</strong>, bazı sağlık hizmetlerini <strong>“istisnai sağlık hizmeti”</strong> sınıfına sokarak yüzde 300’e kadar “katılım payı” alınmasını düzenleyenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşlardan, sadece ayaktan tedavilerde değil, hastaneye <strong>yatarak tedaviler için de “katılım payı”</strong> almayı öngörenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; TBMM’ye sundukları <strong>“Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı”</strong> ile, mevcut devlet hastanelerini şirket hastanelerine dönüştürerek özelleştirmeye hazırlananlardı r.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar <strong>birinci basamak sağlık hizmetlerini özelleştirenler</strong>dir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar  <strong>“kamu özel ortaklığı”</strong> adı altında 3000–5000 yataklı hastane kampüsleri ile adeta hasta fabrikaları için kentin en merkezi yerlerindeki arazileri uluslararası tekeller için rant alanları haline getirenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar “iki, üç maddelik bir yasa çıkarıp kendi üyesi olduğu da dahil muhalefet eden <strong>meslek örgütlerini kapatmayı akıllarından geçirenler</strong>dir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; Sağlık Bakanlığı’nı <strong>“Taşeron Bakanlığı”</strong>na çevirenlerdir.</p>
<p>Tarih önünde hesap verecek olanlar; hekimleri, sağlık çalışanlarını <strong>kötü çalışma ortamlarında, güvencesiz koşullarda, düşük ücretlerle</strong> çalışmaya zorlayanlardı r.</p>
<p>Son olarak;</p>
<p>Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın, kamuda çalışıp muayenehanesi olan hekimler için ısrarla kullandığı “tuzu kuru doktorlar” ifadesi ve geçtiğimiz gün bir televizyon kanalında söylediği  &#8220;Neden bir üniversite öğretim üyesi, bir anabilim dalı başkanı, hem anabilim dalı başkanı olacak hem de ’muayenehanem olacak’ der? Bunun sebebi çok açık. O ana bilim dalı başkanlığını muayenehanesi için bir şekilde kullanıyor da ondan.” şeklindeki sözleri için ise şimdilik sadece; kendisinin de politikaya girmeden önce Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde öğretim üyesi iken aynı şekilde çalışıp çalışmadığını sormakla yetindiğimizi belirtiyoruz.</p>
<p>Tarihe not düşerek kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.</p>
<p><strong>TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ<br />
    MERKEZ KONSEYİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/guncel/1911/turk-tabipleri-birligi-tam-gun-basin-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tam Gün Yasası Kısmi İptali ve Türk Tabipler Birliği</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/guncel/1901/tam-gun-yasasi-kismi-iptali-ve-turk-tabipler-birligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=tam-gun-yasasi-kismi-iptali-ve-turk-tabipler-birligi</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/guncel/1901/tam-gun-yasasi-kismi-iptali-ve-turk-tabipler-birligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 10:38:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Gün Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipler Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1901</guid>
		<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi’nin tam gün kanunu ile ilgili kısmi iptal kararı Türk Tabipleri Birliği&#8217;ni sevindirdi. Tabipler Birliği, üniversitelerden sonra devlet hastanalerindeki doktorların da muayenehane açabilmesinde ısrarlı.  Birlik, Yüksek Mahkeme’nin üniversite hastanelerindeki doktorların muayenehane açabilmesine olanak tanıyan düzenlemenin kamudaki doktorlar için de emsal niteliği taşıdığını savunuyor. Tabipler Birliği, devlet hastanelerindeki doktorların bireysel olarak mahkemeye başvurmaya çağırıyor.İptal kararını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: large;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Anayasa Mahkemesi’nin tam gün kanunu ile ilgili kısmi iptal kararı Türk Tabipleri Birliği&#8217;ni sevindirdi</span></strong>.</span></p>
<p>Tabipler Birliği, üniversitelerden sonra devlet hastanalerindeki doktorların da muayenehane açabilmesinde ısrarlı. </p>
<p>Birlik, Yüksek Mahkeme’nin üniversite hastanelerindeki doktorların muayenehane açabilmesine olanak tanıyan düzenlemenin kamudaki doktorlar için de emsal niteliği taşıdığını savunuyor.</p>
<p>Tabipler Birliği, devlet hastanelerindeki doktorların bireysel olarak mahkemeye başvurmaya çağırıyor.İptal kararını değerlendiren TTB 2.Başkanı Özdemir Aktan,</p>
<p>“<strong>Hekimleri bir yerde çalıştırmaya zorlamak Anayasa’ya aykırıdır. Kararı çıktı mahkemeden. Dolayısıyla bunun da Sağlık Bakanlığı hastanelerine de yansıyacağını düşünüyoruz” </strong>dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/guncel/1901/tam-gun-yasasi-kismi-iptali-ve-turk-tabipler-birligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
