<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gml="http://www.opengis.net/gml"
>

<channel>
	<title>Bir Psikiyatristin Günlüğü &#187; Sarıyer</title>
	<atom:link href="http://fuat.beskardes.com/etiket/sariyer/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fuat.beskardes.com</link>
	<description>Psych-Istanbul, Cinema-Philia, Tiyatroseverler ve Hayata Dair Ayrıntılar...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Jan 2012 19:15:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>BALIKTAN KEBABA DÖNÜŞÜM</title>
		<link>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1892/baliktan-kebaba-donusum.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=baliktan-kebaba-donusum</link>
		<comments>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1892/baliktan-kebaba-donusum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Cemal BEŞKARDEŞ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[M.Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıyer]]></category>
		<category><![CDATA[Tarabya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fuat.beskardes.com/?p=1892</guid>
		<description><![CDATA[(Alternatif Başlık: DENİZE NÂZIR, KEBAPLAR HAZIR!) Adına ister ‘sosyo-kültürel yapısal dönüşüm’ deyiniz, ister son günlerin çarpıtılan moda deyimi “açılım”ı kullanarak ‘damak açılımı’ deyiniz, Sarıyer’de ve Boğaz’da (İstanbul’un genelinde olduğu gibi) balık kültüründen kebap ve et kültürüne doğru bir geçiş yaşanıyor. Gençlik yıllarımın Sarıyer’inde ise, başta Yeniköy, Tarabya ve Büyükdere gelmek üzere, balık kültürü egemendi. Onlarca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(Alternatif Başlık: DENİZE NÂZIR, KEBAPLAR  HAZIR!)</strong></p>
<p>Adına ister  ‘sosyo-kültürel yapısal <strong>dönüşüm</strong>’ deyiniz, ister son günlerin çarpıtılan  moda deyimi “<strong>açılım</strong>”ı kullanarak ‘damak açılımı’ deyiniz,  <strong>Sarıyer</strong>’de<strong> </strong>ve <strong>Boğaz</strong>’da (İstanbul’un genelinde olduğu gibi)  <strong>balık kültüründen kebap ve et kültürüne </strong>doğru bir geçiş yaşanıyor.</p>
<p>Gençlik yıllarımın Sarıyer’inde ise, başta Yeniköy, Tarabya ve Büyükdere gelmek  üzere, balık kültürü egemendi. Onlarca balık lokantası, meyhane ile mezeciler  cadde ve sokakları süslüyordu. Örneğin, Yeniköy İskele Sokağı’nda Rumların  işlettiği 3 adet balık lokantası ve bir de Haralombos Hırvatidis’in meyhanesi  ile yanında Vangel Nikolaidis’in fıçı bira ve fıçı şarap da satan mezeci dükkanı  vardı. 6/7 Eylül 1954’te yaşadığımız acı olaylardan sonra bunlar göç eden  Rumlarla birlikte kayboldular.</p>
<p>Son yıllarda,  Yeniköy parklarında, Kalender, Tarabya ve Kireçburnu sahillerinde <strong>mangal  sefası </strong>yapmak halkımız arasında giderek yaygınlaşıyor. Pîr aşkına siz şu  çelişkiye bakar mısınız? Deniz kıyısında oltalarını savurup balık tutanlar,  onların hemen arkasında mangal yakıp ızgara et pişirenler! Özellikle bahar ve  yaz aylarında sahilde yürüyüş yapanların burunlarına denizin iyot kokusu yerine  <strong>duman ve yanık et kokuları</strong> geliyor gayrı.</p>
<p>Gençlik  yıllarımızda, Eylül’e girerken <strong>Boğaz’ın gelini </strong>diye adlandırılan  lüferlerin akını başlayınca ispirtolu lüks lambalarını küpeştelerine asan  balıkçı kayıkları denizin üstünde donanma alayları gibi kümelenirlerdi.  Lüferleri peşpeşe tutup neşesini bulan balıkçının sandalındaki en kıdemsiz  balıkçı mangalı yakar, hemen oracıkta lüferleri pişirmeye koyulurdu. Kayıklarda  ufak mezelerin eşliğinde başlatılan bu nefis ziyafete, Boğaz’ın iyotlu havasına  bir anda karışıveren ızgara lüfer ve rakı (anason) kokuları da eşlik ederdi. O  renkleri, o ışıkları, o bolluğu ve <strong>o balık kültürümüzü </strong>ileride<strong> </strong>geri getirebilir miyiz?</p>
<p>Yanılmıyorsam  1999 yılındaydık. Yeniköy’de, İskele Sokağı’nın köşesinde Köybaşı Caddesi  üzerinde, 1950’lere kadar Panayot Elatos’un işlettiği Akaska Restoran’ın  bulunduğu yerde, yenilenen o beyaz ahşap eski Rum evinde önceki yıllarda  <strong>Mafalda </strong>adıyla açılan bir İtalyan lokantası vardı.   Lokantanın işletmecileri Murat ve Seba Kösematoğlu’nun o tarihte  burada <strong>Kebap Evi</strong>’ni açmalarına çok şaşırmıştık. Kıtır pizzaları ve  makarnalarıyla ünlenen bu restoranın isim değişikliği sebebini, 1998’de  Öcalan’ın İtalya’ya sığınmasının ardından İtalyan mallarına ve markalarına karşı  uygulanan boykotla açıklamıştı Murat Bey. Ve hemen ilave etmişti: “Halkımız  artık <strong>Boğaz’da kebap yemek istiyor</strong>. Halkın bu talebine karşı direnmemiz  imkansız!” Bu nedenle, Mafalda’nın İtalyan mutfağını ve pizzasını binanın alt  katına alıp, üst katını kebapçı dükkanı yapmışlardı. Belki de Yeniköy’deki  <strong>kebap</strong> <strong>dönüşümü </strong>bununla başlamıştı.</p>
<p>1970’lerde  ayrıldığımız Sarıyer ve Tarabya’ya 2008’de geri dönüp yerleştiğimizde, değişim   dikkatimizi çekti:Kebapçılar bir zamanlar<strong> balık lokantalarının  bir kolyenin incileri gibi dizildiği</strong> Tarabya Koyu’na yerleşmeye  başlamışlardı. Örneğin, <strong>Urfa’dan Kebap Lokantası </strong>gelmiş, kolyenin en  başına yerleşmiş.Büyük Tarabya Oteli şantiyesine sınır olan Hamam Sokağı  köşesinde Güneydoğu’nun et çeşitlerini halka sunuyor.</p>
<p>Boğaz’da ve  denizlerimizde avlanan balık çeşitlerinin giderek azalmasının sonucunda, çiftlik  balıkçılığının gelişmesine karşın  lokantalardaki fiyatların av  yasaklarının uygulandığı aylarda nisbeten yüksek olduğunu görüyoruz. Et  lokantalarının balık restoranlarına karşı rekabeti bu nedenle de ileride giderek  hızlanabilir.</p>
<p>Yeniköy’de bir  Gaziantepli aile <strong>Yoğrum</strong> <strong>Antep Sofrası </strong>adıyla bir et lokantası  açmıştı. (Açıklama:Gaziantep ağzında yakın arkadaşlara “yoğrum” diye hitap  edildiğinden “Yoğrum” bir çeşit samimiyet ifadesi sayılıyor.) Yeniköy’de Küçük Tepe  Sokak No. 1/A’da bulunan <strong>Yoğrum</strong>’u karı-koca Songül ve  Nurettin Vural işletiyor. İkisi de Gaziantep’in  Islahiye’sinden. Songül Vural  akrabası ve memleketlisi Mustafa Akıl ile mutfağı yönetiyor. Taş fırında ve  kömür ateşinde pide, lahmacun, kebap pişiriyorlar.Yoğrum’un özelliği,  yemeklerinin lezzeti ile fiyatlarının ucuzluğu. Ekşili Gaziantep Yuvalamasının  lezzetine bayıldık gerçekten.  Nasıl yaptıklarını  sorup öğrendik. Antep ekşili yuvalama yanında közlenmiş nar ekşili arpacık soğan  salatasını yemek pek güzel oluyor. Songül Vural’ın içli köfteleri  pek lezzetli. Kuru patlıcan ve kuru biber dolmasının tadı ayrı güzel&#8230;</p>
<p>Son olarak bu  Haziran ayında, Yeniköy’de <strong>Zeynel Dondurmacısı</strong>’nın yanında,   Askerlik Şubesi ile <strong>Sandal Balık Evi</strong>’nin karşısında, <strong>Tiryaki  Kebap Lokantası </strong>çok şık ve keyifli bir mekanda faaliyete geçti. <strong>Tiryaki  Kebap’</strong>a ilk gidişimizde nefis et ve kebap çeşitleri ile fiyatlarının  uygunluğu dikkatimizi çekti. Gönlümüzce uzattığımız akşam yemeğinde bize sunulan  kekikli kuzu külbastı, kaşarlı ve etli Tiryaki Pide, tereyağlı ve soya soslu  Tiryaki Köfte gibi lezzetleri büyük iştihayla tadımladık. Soframıza getirilen  soğuk mezelerin yanı sıra, ara sıcakları, lahmacun, içli köfte, künefe ve  fıstıklı kadayıfı da büyük bir hazla midelerimize indirdik. O akşam önceden  girdiğim sıkı rejime ara verdim, ama bu nedenle hiç pişmanlık da duymadım.  Ulus’taki eski Tiryaki’nin şeflerinden Murat Demiryak kebap bölümünü yönetirken,  Necati Ulaş da mutfak şefliğini üstlenerek ara sıcakları, salata ve soğuk  mezeleri üretiyor. Binanın iç ve dış mekanlarını son derece zevkli bir tarzda  dekore ettiren  işletmeci Karslı kardeşler Fuat ve Sedat Saltık’ı  bu vesileyle bir kez daha kutlarız.<strong>Tiryaki Kebap</strong>’ın biz de artık bir  tiryakisiyiz.</p>
<p>Sarıyer ve  Yeniköy’de <strong>balıktan kebaba dönüşüm </strong>hızlanarak artabilir&#8230;</p>
<p>Yakın bir  gelecekte lokantaların reklamlarında şu sloganı görürsek şaşırmayalım:<strong>“Denize  nazır, kebaplar hazır!”</strong></p>
<p><strong>M. Cemal  Beşkardeş </strong></p>
<p><strong>Tarabya-Sarıyer, 12.07.2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fuat.beskardes.com/hayata-dair/1892/baliktan-kebaba-donusum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

